19 Ekim 2017 Perşembe

come in















ne sen beni gördün ne de ben seni anladım
uzun bir yoldu bu yalnız geçireceğimiz .
sessiz ama kalabalıktı etraf sen duymadın
ben devam ettim ben durdum sen yürüdün .
yalnız ama sessiz
ben bir kuyudaydım sen bir bulutta 
elini uzatsan çıkardım
belki uzattın göremedim
gördüm uzaklaştın
sevdim sevilmedim sevildim sevemedim 
kuyu derinleşti
sesler uzaklaştı
duraklar geçti otobüs hızlandı
saatler dakikalara dakikalar saniyelere dönüştü
ben bu yokuşu çıkarken sen el salladın uzaktan
ben dibinde yaşarken kuyunun
sen başında yağmuru döktün bulutların üstünden .

Rutine Alışmak -groundhog day-

Groundhog day 'i izledim aslında komedi filmi diye geçiyor ama beni bir hüzün kapladı filmi izlerken , bir öz eleştiri getirdim durduk yere komedi filmi oldu size dram filmi , kısaca bahsetmem gerekirse  bir adamın aynı günü defalarca yaşaması üzerine kurulu aynı günü ufak bir kasaba defalarca yaşıyorsunuz ."Rutine alışmak " dediğimiz şey aslında bu her gün aynı şeyi yapıyoruz aynı saatte kalkıp kahvaltı yapıyoruz işyerlerimize gidip boş boş oturuyoruz akşamüstü eve gelip aynı boşvermişliğe devam ediyoruz bir kişi de çıkıp hayır benimki arklı desin bir gün farklı iki gün farklı rutin bu dünyanın devamı için gereken bir etmen rutin olmasa hayat durur. Rutin olmasa güneş doğmaz /batmaz, rutin olmasa hayat aksar hayat aksarsa durur bu kadar basit
Filmde baş karakterimiz olan phill  farklı şeyleri denemeye kendini geliştirmeye başlıyor zamanın en değerli şey olduğunu bilen bii ben de öyleyim rutinimin içinde geliştirmeye çalışıyorum ama ne için ama kim için anlık heves ve zevk uğruna yapılıyor hr şey ..

iyi gitar çalışıyorum , ee çal bakalım. çaldı. (5dk) güzelmiş,bitti.
iyi resim yapıyorum, ee beni çiz bakalım .çizdi (1dk) güzelmiş ,bitti.
iyi fotoğraf çekiyorum , ee beni çek bakalım . çekti (30 sn) güzelmiş, bitti.
....

Hayat bir paradoks diyorum kabul görmüyorum ..
Hayat bir paradoks ve benim matematiğim bunu çözmeye yetmiyor benim zihnim bunu çözmeye değil ancak tespitine yetiyor ..


 (Moby- Everloving)

14 Ekim 2017 Cumartesi

Mutluluk Saati (Büyüklere Masallar-11 )


Bütün olanlardan sonra yola devam etmesi gerekenin onun olduğuna karar verilmiş olması yeteri kadar üzmüyormuş gibi bir de çevresi tarafından dışlanan kişi olmak yeter noktasına ulaşması için gereken bütün şartları oluşturuyordu. Niye hala burada dursun ki onu bağlayan hiçbir şey yoktu artık eskiden yaşlı annesiyle birlikte ömrünün sonuna kadar yaşama hayalleri kurardı kurduğu bu hayalden mutlu da olurdu olmasına ama artık O yoktu . Ve bir daha asla gelmeyecekti niye kalsın ki orada hiçbir şey hiçbir kimse tutamazdı gitmeliydi dağlara belki bir sulak arazi bulur belki bir dağ keçisi ona eşlik ederdi sessiz sedasız kimselere haber vermeden hiçbir eşya almadan gitmeliydi bir sabah onu beş  geçe ya da kala fark etmez  kol saatini evde bırakarak gitmeliydi orta çağdaki bir insana  tam saat 10 na beş kala  gideceğini söylese muhtemelen deli muamelesi yaparlardı . ortaçağ'dan daha da geriye gitmeliydi belki bir insanlığın çılgınlık noktasına ulaşırdı en büyük hedefi  daha çok para harcamak olan  kimselerin yanında geçirdiği her  ıssız gece için bir gün  vermeliydi kendine bir gün daha uzaklaşmalıydı bir gün daha yolda geçirmeliydi . 
Kaba bir hesap yaptı ilk davetini 17 yaşında vermişti çılgınca sevinmişti onun ilk daveti olacaktı hatırlıyordu tam bir ay o günün hayalini kurmuş kıyafetiyle haftalarca uğraşmış herkesi kendisi çağırmıştı  Şimdi 34 yaşında hayattan ne istemediğini bilen biri olarak boşa harcadığı 17 yılının bedelini ödeyecekti. Vücuduna yaptığı  bütün haksızlıkların diyetini birbir ödeyecekti .

İşte Başlangıç yapmak için güzel bir gün yıldızlar parlak gökyüzü bulutlardan arınmış , her gün gece için doğan güneş bir gün onun için doğacaktı .Artık mutlu geçirdiği günler ile mutsuz  geçirdiği günleri harmanlayıp bir duvar saati oluşturacaktı . mutlu geçirdiği her an onun için bir saniye bir  dakika yapacaktı mutsuz olduğu anlarda onun için zaman geçmeyecekti .Ne de olsa zaman görecelidir. Bunu henüz 18 inde ilk defa aşık olduğunda anlamıştı .  Sevdiğinin yanında 0,01 hızında geçen  saniyeler sevdiğine giden yolda 10,00 şeklinde gidiyor bir türlü yol bitip onun yanına gidemiyordu evet daha o zamandan anlamıştı zaman göreceliydi . O zamanlar zamanın göreceli olduğuna alışmaya çalışıyordu şimdi ise kabul ediyordu..

Mutluluk saatini 10 'na beş kalaya kurdu  ve kendini uykuya teslim etti .


11 Ekim 2017 Çarşamba

SON-bahar-




içinde yanardağ varken susamak gib bir şey bu sanki söndürebilecekmiş gibi litre litre su aramak gibi içmek gibi bitecek gibi ..
resimler yapıyorum rüya gibi rüyayı yaşam yapıyor yaşamı rüyaya çeviremiyorum hala bekliyorum o şeyi ve hala gelmiyor açıklanmıyor kapıların ardındaki hayatın geri kalanını bekleyerek geçirmekten korkuyorum .. hayır beklediğim bir aşk değil o biraz istemekle alakalı isteyince olan şeylerden
sonbahar hüznü çökertiyor  ..
bir pazartesi günü mutlu olucam kendime söz verdim ve o pazartesi yakında gelecek.

afede'ye de söz vermiştim liste yapıcam diye geç oldu ama unutmadım yaptım .. sonbahara özgü oldu biraz şimdilik böyle ama değiştireceğim kesin.


6 Ekim 2017 Cuma

4 Ekim ve BİR GÜN'ÜM



Kitapları hayattan ayıran şey sayfalarıdır . Hayatta birbirinin aynısı olan günleri geçirirken aylar sonrasında geriye dönüp baktığımızda birbirinin aynısı olan günleri tek bir sayfa olarak görürürz  2 ekim ile 6 ekim ile aynı geçen günler arasında bir fark yoktur ama kitap öyle değildir birbirinin aynısı olsa da her bir sayfanın yeri ayrıdır. Eğer hayatı birebir yansıtan bir kitap yazmış olsaydık muhtemelen sayfaları eksik olması gerekirdi. 
Yazıyoruz 2 ekim yazdık 3 ekim 4 ekim aynı 5 ekim ayrı bir sayfa 6 ekim 2  ekime dahil 7 ve 8 ekim 30 eylül ve 1 ekim'e .. Ağır matematik hesapları yapmıyorum bence tekrar bir düşün demek istediğimi anlayacaksın. 

5 ekim ayrı bir sayfa benim için sebebini size şalanj vasıtasıyla anlatayım bir günümüzü anlatacakmışız anlatalım.

İçinizden bilenler bilir ben gece insanıyım, insandan çok hayvanları seven bir bünye olduğum için  gecenin yalnızlığını sabahın kalabalıklığına tercih ederim iş böyle olunca 2 den önce  yatılmıyor 7 saatlik uyku  gerekli 8-9 dan önce de kalkmıyorum istesem kalkarım orası ayrı çünkü bana göre her ne kadar 7 saatlik uyku deseler de bilimsel bir dayanağı olmamasına rağmen 7 nin uyku için büyük bir rakam olduğunu düşünüyorum her neyse konuyu dağıtmayalım.
kalktık uyandık    kahvaltı olmazsa olmazım öğle yemeği yemem genelde aramam ama kahvaltı mutlaka yapılır sonrası ofise giderim müziksiz  olmaz ya kulaklığım takılı olur ya da arabayla gidiyorsam radyom açık olur güne müziksiz başlamak çaysız kahvaltıya benziyor bence ...

Bildiğiniz üzere 4 Ekim Hayvanları Koruma Günüydü bununla ilgili olarak hayvanseverler olarak bir  seminer düzenlendik bu seminere   ben de konuşmacı olarak katıldım( bakmayın burada olabildiğine dağınık anlatırım burası oyun alanım ). Çok fazla katılım yoktu malesef ama elden bir şey gelmiyor kafalardaki "insan hakları halledemedik ki hayvan haklarına geçilsin " düşüncesini bir türlü zihinlere yansıtamıyoruz .Seminerimde özellikle hayvanların dövüştürülmesi , hayvanların öldürülmesi işkenceler yapılması zehirlenmesi başlıklarını inceledim . Malesef ki hayvansever olarak haklarımızı bilmediğimizde olası bir durumla karşılaştığımızda ne yapacağımızı  da bilmiyoruz en basitinden hayvanların tecavüzünde kesinlikle hayvanın sahipli olmaısna gerek yok sokak hayvanına yapılan türlü taciz ve tecavüz olaylarında vatandaş olrak şikayetçi olabiliriz . Yine aynı şekilde horoz dövüşleri köpek dövüşleri cezai yaptırımları yok sanılsa da kumar suçunu oluşturduğu için hayvanları bu şekilde kullanan kişiler 1 seneye varan hapis ve para  cezalarına mahkum oluyorlar .. Yeteri  caydırıcılıktan uzak olduğunun farkındayım ama elden ne gelir ki bu bile uygulanmıyor keşke uygulanabilse keşke güzel ülkemizde insan haklarıyla  hayvan haklarının birlikte eş güdümlü olarak gitmesi gerektiği bilinci yerleşse.. 

Soğuklar geliyor ..Ege 'de olduğum için pek henüz gelen giden yok ama gelecek lütfen o canları sahipsiz bırakmayalım mama ve sularını gerektiğinde ısınacakları kartondan yuvaları gerekli yerlere koyabilelim. Unutmayın  "Vicdanın yarısı merhamet diğer yarısı ise adalettir."

Günümün sonrasında ne yaptımm konferanstan çıktığımda akşamı bulmuştu eve gitmeden bir seyyar satıcıda çorap gördüm onu aldım çorap siyah üstünde , gazino şarkıcılarının büstiyerlerinden bozma parlak gri renkli puantiyeleri olan bir çorap pek benlik değil ama konferans sonrasında bir iki haberciye röportajvari bir görüşme gerçekleştirmenin etkisi olacak bir havalara girdim ve aldım herneyse ..

Akşama dair anlatabilecek pek bir şeyim yok  kitap şu kitabı okuyorum beklentimi pek karşılamadı ben daha çok bilimsel bir kitap sanmıştım ama yine de ilginç ayrıntılar var herkeslere öneririm ..













Şu ara durup durup Ajda Pekkanın şu coverını açıyorum gece yatmadan önceden bir kaç defa döndü  bana göre mükemmel bir yeteneğe sahip bu kız ve "düşünme hiç" parçasını Ajda'dan daha güzel söylüyor *_*


30 Eylül 2017 Cumartesi

Bilinmesi Gereken Klasik Parçalar



Hem bu kadar kalabalık hem bu kadar yalnızken baharı karşılamak zor da değil son ya da ilk farketmez karşıladığım bir bahar ağaçların yapraklarıyla vedalaştığı dolapların ceketleri kucakladığı bir bahar yeni eski farkemeden bir bahar son bir bahar daha .. birbirinin devamı olan yılların habercisi bahar .
sararan yapraklar ve rüzgar bir  sonbahar klasiği .. Hadi boşverin baharı müzik konuşsun.

5 Eylül 2017 Salı

İstanbul Kırmızısı

ilk fragmanı yayınlandığı günden beri heyecanla beklediğim bir sebepten geç izleyebildiğim yegane film.gerek yönetmeniyle gerekse oyuncu kadrosuyla bence unutulmazlar arasında yerini aldı.
İnternette yorumlara hızlıca göz gezdirdiğimde birçoğu filmi özümsemek yerine çözümlemeyi denemiş ama salt' şu şudur bu da budur tamam bitti ' denilecek bir film değil.


eğer  ferzan özpetek filmlerini daha önce izlemişseniz sizi çok farklı bir atmosfer beklemiyor onu bilmelisiniz ancak filmdeki bölümler arasında geçişlerde özpeteğin 'güzel ülkeme bakın' sekansı farklı bir tat katmış ,otobüsüyle vapuruyla ezanıyla simidiyle galatasıyla istanbulun silüetiyle bütünleştirmiş adeta filmi .
bu açıdan baktığımızda filmin ilk yarısına kadar yurtdışı bağlantısını da düşündüğümüzde güzel bir reklam olacağını düşünmüştüm ama ikinci yarısında 2016 yılının laneti hendek operasyonu ve 15 temmuz darbe teşebbüsünün etkilerinin film içerisinde izleyiciyi rahatsız etmeden kıyıları dolaşarak harmanlamış .
can alıcı noktalarına gelirsek


oğuz:
-istanbul is a total slut ! she doesn't turn anyone down
-i 've never trust people who dont have bad habits.

deniz:
neval , we'ii never pan
farewells are for those who love with their eyes , those who love with their hearts never parts ( bu alıntı aslen mevlanaya aittir )

süreyya hanım:

i dont know your story but know pain. pain either alineates people or binds them together forever.

deniz &orhan
-if you live in the past , you miss out present.
 

filmi beğenmeyip fazla kasıntı bulanlar için iki ihtimal var birincisi feran özpetek filmi ilk defa izliyordur ikincisi dikkatli izleyememiştir. duygu yoksunu eksik olduğunu söyleyenler için 
şu resme baktıklarında final sekansını da anlayamıyorlardır . hiçbiri tesadüf dur şurdan çekersem sanatsal olur diyerek düşünülmüş değil üçlü ilikilerin döner kapı misali birbirini takip ettiğini anlayabilmektir mühim olan orhan'ın yusuf'un mu yoksa neval in mi peşinden gideceğini düşünmek değil

Filmi izlemeden önce özellikle gaye su akyol un o baya ses getiren şarkısını dinlemek istememişti iyi ki dinlememişim o etki bozulsun istemezdim gerçekten çok ayrı bir tad katmış müzikleri , geçen gün bir röportajında akyol müziğinizi nasıl tanımlarsınız demiş "türk sanat rock "ı olarak tanımlıyorum demiş gerçekten bence de öyle, şarkısı da şu oluyor

Kendi Saçını kesmek / Saçım Saçın Olsun Kampanyası

niye bu kadar çok abartıldığını anlayamadığım eylem , kuaförlük denen meslek zaten tarih olarak çok geçmişe dayanmamakta hatta geçmiş dönemlerde lüks olarak görülmekteyken ne diye günümüz çağında bu kadar zor imkansız bir algı haline getirildiğine anlam verememekteyim .
hiçbir mesleği aşağılamamakla birlikte hayat meselesi olan sağlık konusunda herkesin doktor , özgürlük ( ki dolaylı olarak yine hayat) konusunda herkesin avukat olduğu bir ülkede maksimum bir kaç hafta içerisinde çözümü olabilecek( kökü sizde) konuda herkesin kuaför kesilmemesi oldukça ilginç .

bu kadar sözün üstüne merak edenler için youtube da bir çok saç kesimi anlatan video bulunmakta




türkçe :

korkmayın kesin , en kötü ne olabilir ki zaten her türlü sevmediğimiz şekilde kesilmiyor mu bu saç en azından ben ettim ben buldum dersiniz.denemeden bilemezsiniz.



Kendi saçınızı kestikten sonra ise benim gibi kesilen saçan uzun ise (30 cmden fazla )  saçlarınızı çöpe atmak yerine bağış yapın. Lösev kabul etmiyor ama saçın saçım olsun kampanyası ile bir çok kemoterapi alan kadınlarımzın yüzünü güldürebilirsiniz katılmak isteyen içi saçım saçın olsun


13 Ağustos 2017 Pazar

Tereddüt / Arctangent Müzik Festivali

-Tereddüt

altın portakal ödüllerinden beri (portakalı soymuşlardı sanki ) izlemeyi düşündüğüm bi ara unuttuğum bugün  ecem uzun sayesinde tekrar hatırlayım izlediğim film .
 7-8 yıldır yakın takip ettiğim altın portakal film festivallerinin içerisinde iddia ediyorum en çok etkilendiklerimden biri bunda oyuncu seçiminin etkisi olduğu gibi çekim tekniği boğucu olmayan bir sanatsallık doğallık karışımının da etkisi yadsınamaz en iyi yönetmen ödülünü   yeşim ustaoğlu alamamış olmaması da üzücü ustaoğlunun özellikle  pandoranın kutusu  filmini izleyenler tereddüt filmini de seveceklerdir .

film hakkında sormak istediğim aklıma takılan sorular ise , film çekimlerinin nerede geçtiği ? psikiyatristlerin gerçekten tedavi yöntemi olarak filmdeki tadansı kullanıp kullanmadıkları?





-Arctangent-

bilimsel olarak arctangent sayısal kuvvet, ters çarpan ile ters fonksiyon arasında bir karmaşa meydana getirir buradan esinlenilmiş olsa gerek ki post rock ın o dipsiz kuyularına yolculuk ettirerek kafalardaki karmaşıklığı çözmeyi amaç edinmiş bir festivaldir .sadece post rock değil math-rock, noise-rock, alt-rock türlerini de içinde barındır her sene line-up görenleri şaşırtıyor zira bu denli deep-rock gruplarını barındıran bir eşi benzeri bir festival yoktur .geçen seneden farklı olarak bu sene   godspeed you black emperor ve yndi halda yi line up barındırmasa da yine harika isimlerle muhteşem müzik şölenini dinleyicilere sunacağından kuşkum yok , özellikle russian circles, this will destroy you, lıte, mono, 65daysofstatic god is astronaut ,lost in kiev . dinlemek isterdim .festival bu sene 17-19 ağustosta bilet fiyatları günlük £50


Şimdilik uzak bir hayal olduğu için festivale özel sadece bir liste yapabildim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...