2 Şubat 2018 Cuma

Sevme Sanatı // Erich Fromm


Kitap güzellemeleriyle devam ediyoruz ... Dudaklarında sevgi kelimesi geçen herkesin bence okuması gereken bir kitap ; 

Bir şeyi sadece eğlenmek için yapıyorsanız disiplinli olmanıza gerek yoktur ama bir işi profesyonel olarak yapmak istiyorsanız yoğun çalışma ve disiplinli olmanız birinci koşuldur diyor kitap , sevgi' nin hissedilen bir şey olduğunu düşündüğümüzde neden sanat olarak niteleyelim ki düşünüp biraz bu kitabı okumayı ertelemiştim ama atlatığım nokta sevgi hislerin eyleme geçmesi sonucu somutlaşır ,soyut olan şey gündüzleri yok olan gölge gibi kalıcı değil geçicidir öyleyse eğer sevgi' den bahsediyorsak onu somutlaştırmalı somutlaştırırken de disipliniler bir sanata bakış açısıyla bu konuya değinmekte hiçbir sakınca olmamalı.
fromm anne sevgisi kardeş sevgisi cinsel sevgi ve tanrı sevgisi olarak farklı alanlarda sevgiyi incelemiş kısa ve özetle yazmış aslında yazdığı her cümle sunduğu her düşünce üzerine ayrı ayrı düşünmek gerekiyor .. alıntı olarak kendime ayırdığım bir kaç bölümü sizinle paylaşmak istiyorum ama yine de bu alıntılarla kalmayıp bu kısa ama içi dolu kitaba vakit ayırmanızı tavsiye ederim.

"kişi, uğrunda emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar"

"eğer sorumluluk, sevginin üçüncü unsuru saygıyı içermezse, kolayca kendine bağlamaya ve zorbalığa dönüşebilir. saygı, korkmak ve çekinmek değildir. sök- cüğön kökenine göre (respîcere: «bir şeye» bakmak) bir insanı, olduğu gibi görebilme yetisini, onu özgün bireyselliği içinde farkedebilmeyi belirtmektedir. saygı, diğer kişinin olduğu gibi büyüyüp gelişmesine duyulan ilgi anlamına, gelir. boylece saygı, sömürünün yokluğunun kanıtıdır. ben sevdiğim insanın, bana hizmet etmesi için değil, kendi istediğince. dilediği gibi büyüyüp gelişmesini isterim. eğer bir başkasmı sevi- yorsam, onu benim yararlanacağım bir nesne olarak değil, o olarak alır, ister erkek olsun, ister kadın, onunla kendimi bir kılarım. saygının, ancak ben bağımsızlaşmayı başarmışsam, eğer birisini sömürüp hükmüm altına almadan koltuk değneksiz ayakta durabiliyor, yürüyebiiiyorsam? işte o zaman gerçekleşeceği ¿¡çıktır. saygı ancak özgürlüğün temelleri üzerinde varolabilir, §u eski fransız şarkısının dediği gibi, «tamour esi tenfant de la lîbert,», sevgi özgürlüğün çocuğudur, o. asla zorbalığın çocuğu olamaz."

"baba, çocuğun öğretmeni, yaşamdaki yol göstericisidir."
"anne yaşama güvenli olmak, aşın sinirli olmamak ye huzursuzluğunu çocuğuna taşımamak durumundadır.süt sevginin ilk görünümünün ilgi ve onaylamanın simgesidir. bal, yaşamın tatlılığım, ona duyulan sevgiyi ve yaşamanın mutluluğunu simgeler. annelerin büyük çoğunluğu «süt» verebilmektedir ama onların pek azı «.bal» da ekleyebilirler. annenin bal verebilme yetisine sahip olabilmesi için sadece «iyi anne» olması yetmez, mutlu bir kişi de olmalıdır... annenin yaşamaya olan tutkusu, huzursuzluğu gibi bulaşıcıdır, her iki tutum da çocuğun tüm kişiliği üzerinde derin etkilere sahiptir. gerçekten çocuklar —ve yetişkinler— arasında, sadece «süt» emenlerle «süt ve bal» beraberce alanları birbirinden ayırmak hiç de zor değildir."
anne, kendisini bebeğiyle aşar, ona duyduğu sevgi yaşamına an- lam ve değer kazandırır, (erkeklerde bu üstün olma gereksinmesi çocuk doğurarak karşılanmadığı için, kendini aşma isteği, insan yapısı şeyler ve düşünceler yaratarak doyurulmak istenir,)

"insanların çoğu sevginin yetiyle değil, nesneyle oluştuğuna inanmaktadırlar, gerçekte bunlar «sevdikleri» kişiden başka hiç kimse», yi sevmemelerini, sevgilerinin yüceliğinin kanıtı olduğunu sanırlar. bu, yukarda sözünü ettiğimiz yanlışın bir eşidir. çünkü kişi burada, sevginin bir eylem, bir ruhsal güç olduğunu görememekte, sadece tüm gerekli olan şeyin doğru nesneyi bulmak olduğuna inanmaktadır. ve her şey i buna bağlı olarak kendiliğinden olu- verecektir. bu tutum resim yapmak isteyen fakat sanatını öğrenmek yerine ea uygun nesneyi beklediğini, onu bulduğu zaman, son derece güzel bir resmini yapacağını söyleyen kişinin tutumuyla aynıdır"

"eğer diğer insanın yaşam deneyimi derin, kişiliği sınırsız ise, onu hiç bir zaman yakından taramak mümkün olamaz, ve aradaki barikatları yıkma mucizesi her gün yeniden tekrarlanır. fakat insanların çoğu, başkalarının kişiliklerini kendi kişiliği gibi kısa zamanda tanır ve tüketir. böyle insanlar için yakınlaş ma sadece cinsel ilişkiyle sağlanır. diğer kişinin ayrılığını sadece bedensel bir ayrılık olarak düşündükleri için, bedensel birlik, ayrılığın üstesinden gelmektir onlar için"



" birbirine «âşık», kendileri dışında başkasına hiç bir sevgi duymayan iki insana sıkça rastlanır. bunların sevgisi gerçekte < iki kişilik (â deuz) bencilliktir >. onlar kendilerini karşılıklı aynılaştıran iki insandır. ayrı - olma sorununu tek kişi olmayı, iki kişi yaşıyarak çözümlerler, yalnızlığın üstesinden gelmeyi başarabilirler. ne var ki diğer insanlardan ayrı oldukları için birbirlerinden de ayrıdırlar ve kendilerine yabancılaşırlar, bir olma deneyi boş bir hayaldir, oysa sevdiği kişide insan, tüm insanlığı, yaşayan ne varsa hepsini sever."

" sevgi, cinsel birleşme isteği yaratabilir, bu durumda bedensel birleşmede hükmetme ya da hırs yiter, şefkat ortaya çıkar. eğer bedensel birleşme arzusunu sevgi doğurmuyorsa» eğer cinsel sevgi aynı zamanda kardeşçe sevgi değilse, bu birleşme geçici., hazza dayalı bir duygu olmaktan öteye gidemez. cinsel çekim, bir süre için, bir olma sanısı yaratabilir. ne var ki sevgi olmadan bu «birlik», eskisi kadar yabancı ve uzak iki insan bırakır geride. razan birbirlerinden utanmalarına, hatta nefret etmelerine neden olur. zira kurdukları düş yiter yitmez yabancılıklarım eskisinden daha yoğun duyarlar"

" eğer sevgi sadece bir duygu olsaydı, karşılıklı verilen sonsuza kadar sevme sözlerinin hiç bir temeli kalmazdı. duygu geldiği gibi, gider içinde yargı ve düşünce yoksa eğer, onun sonsuza dek süreceğinden nasıl emin olabilirini? "

" narsizm, insan gelişmesinin ilk evresidir, yaşamı- nrn daha sonraki evrelerinde narsizme dönen kişi sevme yetisini yitirir, en uç noktası çıldırmaktır"



21 Ocak 2018 Pazar

BİLİNMEYEN BİR ADANIN ÖYKÜSÜ



hayat tesadüfler silsilesidir. herkes de br uçurumdur ama o benim sözüm değil Can Manay ın sözü fi diye bir dizi ama işimiz yok paçanga böreği tarifi bakarken içli köfte yapmak gibi oldu girişim halbuki bütün attempt 'leri girişi kısmında bitirelim ki gelişme bize kalsın .

Sonunu bildiğim filmleri izlemek istemiyorum ama sonunu bildiğim bu hayatı oynamak zorundayım bit çiçek gibi saksıda yaşabilirim ama hayatın içinde olmam gerekiyor bana biçilen rol bu bu yazının size bir katkısı olmalı katkısı şu olsun "BİLİNMEYEN BİR ADANIN ÖYKÜSÜ" nü okuyun hemen okursunuz azıcık bişey ufacık yarım saatinizi bile almaz . Ya da okumayacaksanız alın bu kısımlarını okuyun okumuş gibi olursunuz .


" mühim olan varış değil, gidiştir mi demek istiyorsun yani, kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir."
"beğenmek, sahip olmanın en iyi şekli, sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek. "

" bilinmeyen ada nihayet denize açılmış, kendini aramak amacıyla."

"rüya hünerli bir sihirbazdır, varlıkların boyutlarını ve birbirlerine olan uzaklıklarını değiştirir, yan yana uyuyan kişileri ayırır, birbirine uzaktaki kişileri kavuşturur, kadın birkaç metre ötesinde uyuyor olsa da adam ona nasıl ulaşacağını bilemez, oysa ne kolaydır iskele tarafından sancak tarafına geçmek."

ben bir gemi arıyorum yolculuğuma başlamak değil sonlandırmak için .Ama siz dilerseniz aşık olmak için   bilinmeyen adayı bulmak üzere denize açılmayı tercih edebilirsiniz.


                                                            (batonebo- odetta hartman)

31 Aralık 2017 Pazar

2007 ≤ 2018

'yorulmuştu."bu ayrıntılardan yoruluyorum,"diye yakındı."ondan sonra da asıl meselelerde suç işliyorum.bunlar konuşulmazsa hayat olmaz diyorlar bana.kim bilir belki bunlar konuşulmasaydı , belki hayat olmasaydı ben de kendimi gösterme fırsatı bulurdum , herkes hakkında kötü şeyler hissetmezdim. sevgi gözleriyle konuşurdu albayım ; bilge de saçma kelimelerle konuşuyor. '



Yeni yıldan hiçbir beklentim yok . Sizin de olmasın.







19 Ekim 2017 Perşembe

come in















ne sen beni gördün ne de ben seni anladım
uzun bir yoldu bu yalnız geçireceğimiz .
sessiz ama kalabalıktı etraf sen duymadın
ben devam ettim ben durdum sen yürüdün .
yalnız ama sessiz
ben bir kuyudaydım sen bir bulutta 
elini uzatsan çıkardım
belki uzattın göremedim
gördüm uzaklaştın
sevdim sevilmedim sevildim sevemedim 
kuyu derinleşti
sesler uzaklaştı
duraklar geçti otobüs hızlandı
saatler dakikalara dakikalar saniyelere dönüştü
ben bu yokuşu çıkarken sen el salladın uzaktan
ben dibinde yaşarken kuyunun
sen başında yağmuru döktün bulutların üstünden .

Rutine Alışmak -groundhog day-

Groundhog day 'i izledim aslında komedi filmi diye geçiyor ama beni bir hüzün kapladı filmi izlerken , bir öz eleştiri getirdim durduk yere komedi filmi oldu size dram filmi , kısaca bahsetmem gerekirse  bir adamın aynı günü defalarca yaşaması üzerine kurulu aynı günü ufak bir kasaba defalarca yaşıyorsunuz ."Rutine alışmak " dediğimiz şey aslında bu her gün aynı şeyi yapıyoruz aynı saatte kalkıp kahvaltı yapıyoruz işyerlerimize gidip boş boş oturuyoruz akşamüstü eve gelip aynı boşvermişliğe devam ediyoruz bir kişi de çıkıp hayır benimki arklı desin bir gün farklı iki gün farklı rutin bu dünyanın devamı için gereken bir etmen rutin olmasa hayat durur. Rutin olmasa güneş doğmaz /batmaz, rutin olmasa hayat aksar hayat aksarsa durur bu kadar basit
Filmde baş karakterimiz olan phill  farklı şeyleri denemeye kendini geliştirmeye başlıyor zamanın en değerli şey olduğunu bilen bii ben de öyleyim rutinimin içinde geliştirmeye çalışıyorum ama ne için ama kim için anlık heves ve zevk uğruna yapılıyor hr şey ..

iyi gitar çalışıyorum , ee çal bakalım. çaldı. (5dk) güzelmiş,bitti.
iyi resim yapıyorum, ee beni çiz bakalım .çizdi (1dk) güzelmiş ,bitti.
iyi fotoğraf çekiyorum , ee beni çek bakalım . çekti (30 sn) güzelmiş, bitti.
....

Hayat bir paradoks diyorum kabul görmüyorum ..
Hayat bir paradoks ve benim matematiğim bunu çözmeye yetmiyor benim zihnim bunu çözmeye değil ancak tespitine yetiyor ..


 (Moby- Everloving)

14 Ekim 2017 Cumartesi

Mutluluk Saati (Büyüklere Masallar-11 )


Bütün olanlardan sonra yola devam etmesi gerekenin onun olduğuna karar verilmiş olması yeteri kadar üzmüyormuş gibi bir de çevresi tarafından dışlanan kişi olmak yeter noktasına ulaşması için gereken bütün şartları oluşturuyordu. Niye hala burada dursun ki onu bağlayan hiçbir şey yoktu artık eskiden yaşlı annesiyle birlikte ömrünün sonuna kadar yaşama hayalleri kurardı kurduğu bu hayalden mutlu da olurdu olmasına ama artık O yoktu . Ve bir daha asla gelmeyecekti niye kalsın ki orada hiçbir şey hiçbir kimse tutamazdı gitmeliydi dağlara belki bir sulak arazi bulur belki bir dağ keçisi ona eşlik ederdi sessiz sedasız kimselere haber vermeden hiçbir eşya almadan gitmeliydi bir sabah onu beş  geçe ya da kala fark etmez  kol saatini evde bırakarak gitmeliydi orta çağdaki bir insana  tam saat 10 na beş kala  gideceğini söylese muhtemelen deli muamelesi yaparlardı . ortaçağ'dan daha da geriye gitmeliydi belki bir insanlığın çılgınlık noktasına ulaşırdı en büyük hedefi  daha çok para harcamak olan  kimselerin yanında geçirdiği her  ıssız gece için bir gün  vermeliydi kendine bir gün daha uzaklaşmalıydı bir gün daha yolda geçirmeliydi . 
Kaba bir hesap yaptı ilk davetini 17 yaşında vermişti çılgınca sevinmişti onun ilk daveti olacaktı hatırlıyordu tam bir ay o günün hayalini kurmuş kıyafetiyle haftalarca uğraşmış herkesi kendisi çağırmıştı  Şimdi 34 yaşında hayattan ne istemediğini bilen biri olarak boşa harcadığı 17 yılının bedelini ödeyecekti. Vücuduna yaptığı  bütün haksızlıkların diyetini birbir ödeyecekti .

İşte Başlangıç yapmak için güzel bir gün yıldızlar parlak gökyüzü bulutlardan arınmış , her gün gece için doğan güneş bir gün onun için doğacaktı .Artık mutlu geçirdiği günler ile mutsuz  geçirdiği günleri harmanlayıp bir duvar saati oluşturacaktı . mutlu geçirdiği her an onun için bir saniye bir  dakika yapacaktı mutsuz olduğu anlarda onun için zaman geçmeyecekti .Ne de olsa zaman görecelidir. Bunu henüz 18 inde ilk defa aşık olduğunda anlamıştı .  Sevdiğinin yanında 0,01 hızında geçen  saniyeler sevdiğine giden yolda 10,00 şeklinde gidiyor bir türlü yol bitip onun yanına gidemiyordu evet daha o zamandan anlamıştı zaman göreceliydi . O zamanlar zamanın göreceli olduğuna alışmaya çalışıyordu şimdi ise kabul ediyordu..

Mutluluk saatini 10 'na beş kalaya kurdu  ve kendini uykuya teslim etti .


11 Ekim 2017 Çarşamba

SON-bahar-




içinde yanardağ varken susamak gib bir şey bu sanki söndürebilecekmiş gibi litre litre su aramak gibi içmek gibi bitecek gibi ..
resimler yapıyorum rüya gibi rüyayı yaşam yapıyor yaşamı rüyaya çeviremiyorum hala bekliyorum o şeyi ve hala gelmiyor açıklanmıyor kapıların ardındaki hayatın geri kalanını bekleyerek geçirmekten korkuyorum .. hayır beklediğim bir aşk değil o biraz istemekle alakalı isteyince olan şeylerden
sonbahar hüznü çökertiyor  ..
bir pazartesi günü mutlu olucam kendime söz verdim ve o pazartesi yakında gelecek.

afede'ye de söz vermiştim liste yapıcam diye geç oldu ama unutmadım yaptım .. sonbahara özgü oldu biraz şimdilik böyle ama değiştireceğim kesin.


6 Ekim 2017 Cuma

4 Ekim ve BİR GÜN'ÜM



Kitapları hayattan ayıran şey sayfalarıdır . Hayatta birbirinin aynısı olan günleri geçirirken aylar sonrasında geriye dönüp baktığımızda birbirinin aynısı olan günleri tek bir sayfa olarak görürürz  2 ekim ile 6 ekim ile aynı geçen günler arasında bir fark yoktur ama kitap öyle değildir birbirinin aynısı olsa da her bir sayfanın yeri ayrıdır. Eğer hayatı birebir yansıtan bir kitap yazmış olsaydık muhtemelen sayfaları eksik olması gerekirdi. 
Yazıyoruz 2 ekim yazdık 3 ekim 4 ekim aynı 5 ekim ayrı bir sayfa 6 ekim 2  ekime dahil 7 ve 8 ekim 30 eylül ve 1 ekim'e .. Ağır matematik hesapları yapmıyorum bence tekrar bir düşün demek istediğimi anlayacaksın. 

5 ekim ayrı bir sayfa benim için sebebini size şalanj vasıtasıyla anlatayım bir günümüzü anlatacakmışız anlatalım.

İçinizden bilenler bilir ben gece insanıyım, insandan çok hayvanları seven bir bünye olduğum için  gecenin yalnızlığını sabahın kalabalıklığına tercih ederim iş böyle olunca 2 den önce  yatılmıyor 7 saatlik uyku  gerekli 8-9 dan önce de kalkmıyorum istesem kalkarım orası ayrı çünkü bana göre her ne kadar 7 saatlik uyku deseler de bilimsel bir dayanağı olmamasına rağmen 7 nin uyku için büyük bir rakam olduğunu düşünüyorum her neyse konuyu dağıtmayalım.
kalktık uyandık    kahvaltı olmazsa olmazım öğle yemeği yemem genelde aramam ama kahvaltı mutlaka yapılır sonrası ofise giderim müziksiz  olmaz ya kulaklığım takılı olur ya da arabayla gidiyorsam radyom açık olur güne müziksiz başlamak çaysız kahvaltıya benziyor bence ...

Bildiğiniz üzere 4 Ekim Hayvanları Koruma Günüydü bununla ilgili olarak hayvanseverler olarak bir  seminer düzenlendik bu seminere   ben de konuşmacı olarak katıldım( bakmayın burada olabildiğine dağınık anlatırım burası oyun alanım ). Çok fazla katılım yoktu malesef ama elden bir şey gelmiyor kafalardaki "insan hakları halledemedik ki hayvan haklarına geçilsin " düşüncesini bir türlü zihinlere yansıtamıyoruz .Seminerimde özellikle hayvanların dövüştürülmesi , hayvanların öldürülmesi işkenceler yapılması zehirlenmesi başlıklarını inceledim . Malesef ki hayvansever olarak haklarımızı bilmediğimizde olası bir durumla karşılaştığımızda ne yapacağımızı  da bilmiyoruz en basitinden hayvanların tecavüzünde kesinlikle hayvanın sahipli olmaısna gerek yok sokak hayvanına yapılan türlü taciz ve tecavüz olaylarında vatandaş olrak şikayetçi olabiliriz . Yine aynı şekilde horoz dövüşleri köpek dövüşleri cezai yaptırımları yok sanılsa da kumar suçunu oluşturduğu için hayvanları bu şekilde kullanan kişiler 1 seneye varan hapis ve para  cezalarına mahkum oluyorlar .. Yeteri  caydırıcılıktan uzak olduğunun farkındayım ama elden ne gelir ki bu bile uygulanmıyor keşke uygulanabilse keşke güzel ülkemizde insan haklarıyla  hayvan haklarının birlikte eş güdümlü olarak gitmesi gerektiği bilinci yerleşse.. 

Soğuklar geliyor ..Ege 'de olduğum için pek henüz gelen giden yok ama gelecek lütfen o canları sahipsiz bırakmayalım mama ve sularını gerektiğinde ısınacakları kartondan yuvaları gerekli yerlere koyabilelim. Unutmayın  "Vicdanın yarısı merhamet diğer yarısı ise adalettir."

Günümün sonrasında ne yaptımm konferanstan çıktığımda akşamı bulmuştu eve gitmeden bir seyyar satıcıda çorap gördüm onu aldım çorap siyah üstünde , gazino şarkıcılarının büstiyerlerinden bozma parlak gri renkli puantiyeleri olan bir çorap pek benlik değil ama konferans sonrasında bir iki haberciye röportajvari bir görüşme gerçekleştirmenin etkisi olacak bir havalara girdim ve aldım herneyse ..

Akşama dair anlatabilecek pek bir şeyim yok  kitap şu kitabı okuyorum beklentimi pek karşılamadı ben daha çok bilimsel bir kitap sanmıştım ama yine de ilginç ayrıntılar var herkeslere öneririm ..













Şu ara durup durup Ajda Pekkanın şu coverını açıyorum gece yatmadan önceden bir kaç defa döndü  bana göre mükemmel bir yeteneğe sahip bu kız ve "düşünme hiç" parçasını Ajda'dan daha güzel söylüyor *_*


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...