30 Aralık 2016 Cuma

NOCTURNAL ANİMALS ⟸ 🌗

İtiraf etmeliyim ki benim gibi gece kuşu için ilk olarak adı dikkatimi çekti nedense hiç bu ifadeye rastlamamıştım "nocturnal animals"   uyku ile arası olmayan insanlar için bulunmaz bir isim ama tabi keşke sadece bununla kalsaydı film  kesinlikle gece gece yıktı geçti . 

İkinci olarak da fragmandaki şu replikle karşılaştım resmen bu aralar hissettiğim şeyi tek bir cümle ile amy adams yansıtıvermişti. 

  (Hayatımın hiçbir döneminde böyle hissetmemiştim eğer bundan sonrası bu şekilde devam edecekse beni uyandırmayın .) 

Evet filmin başrolünde güzeller güzeli Amy Adams ile yakışlığından öte oyunculuğuyla göz dolduran Donie Darkomuz yani Jake Gyllenhaal var . İki mükemmel oyuncu üstüne bir de yönetmen olarak
single man 'den bildiğimiz ama aynı zamanda modacılıkta yapan Tom ford oluncaa filminde etkileyici olmamasına imkan yok diye düşünüyor olabilirsiniz ama bitmedi müziklerini de Abel Korzeniowski üstlenmiş .Bu Polonyalılar gerçekten işi biliyor . Çok sevdiğim Zbigniew Preisner 'da polonyalıydı biliyorsunuz o da Krzysztof Kieslowski'nin filmlerinin bestecisi var bir şey bu Kuzey de ama henüz gidemediğim için çözemedim. Filmde senarist olarak her ne kadar Tom Ford u görsekte asıl oalrak  Austin Wright'ın "Tony and Susan " kitabından uyarlanmış .Bu da bir ek bilgi olsun. Neyse konuyu daha fazla isimlere boğmadan filme geçmek istiyorum

-----Spoiler-----------------

Spoiler vermeden anlatamazdım o yüzden izlemek isteyen devam etmesin ama dur bi bakayım konusunu beğenirde izlerim diyen varsa buyursun ama süprizi bozuyorum söyleyeyim.

Film bir ayrılık filmi . Birçoğumuzun hissettiği ama anlatamadığını o kadar naif bir şekilde anlatmış ki .. Kısaca özetlersek Susan ile Edward boşanmış bir çift Susan onu aldattığı için ayrılmışlar fakat susan  bir türlü onu unutamamış yıllar geçmiş üstünden  Edward  da onu unutamamış olsa gerek bir kitap yazıyor ve yayınlanmadan önce susan a gönderiyor hikayemiz burada başlıyor. Susan kitabı okudukça eski günleri aklına geliyor bir nevi flashback yaratılıyor , Edward'ın gönderdiği kitaptaki hikaye sıradan bir cinayet vakası gibi somutlaştırılıyor fakat işin aslı öyle değil . Çok sevdiği karısı Susan 'dan  onu aldattığı için ayrılan Edward bir nevi ruhsal can çekişmesinin somutlaştırılmış hali . 

Bir ayrılık sonrası kaybedilen eş ve muhtemel bir çocuğunu kaybeden Edward ile gangsterler tarafından karısı ve çocuğu kaçırılıp öldürülen Tony 'nin  çektiği acı arasında aslında fark yoktur. Daha önce de demiştim her ayrılık bir insanın diğer insan için ölmesi demektir. Eğer gerçekten ayrıldıysanız bir daha geri dönemezsiniz filmin sonunda bunu yönetmen çok açık olarak vermiş. Çokta iyi yapmış . 

Acı çekmekse söz konusu fiziki ya da ruhsal farkeden bir şey yoktur. Acı sadece beden için yaratılmamıştır acı ruhun derinliklerine de nüfuz edebilen soyut bir kavramdır . Aşk acısı ya da ölüm acısı .. yalnızca insan için vardır. 

------Spoiler---------------------

Film aynı zamanda Venedik Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü'ne layık olmuş ee bırakın o kadar da olsun değil mi ben olsam oscar'ı verirdim. :P Şaka şaka o kadar kolay vermiyoruz oscar'ı ya da veriyoruz Oscar'ı kim takar ki .. Ben ancak bütçesiyle ilgilenirim bu saaatten sonra şöyle ki ; Oscar ve Diğerleri yazıma bakabilirsiniz. Eheheh reklamlar bitti şimdi fragmanı da verip yok olabilirim  




Not * ☝ Yılın son yazısı bir önceki yazımdı aslında ama hayatta o kadar çok şeye şartlıyoruz ki kendimizi boşverin burda kurallar olmasın. Varsın bu berbat yılın son yazısı bu olsun . 
Not  * ✌ Bu özel karakter şeysini de şuan keşfettim ilginç olmuş aa 😲 biz msn gençleriyiz yapma böyle şeyler blogger bak olmuyor ama bütün yazının ciddiyetini alıp götürdüm şuan evet  ne demiştim filmi izleyin filmi . 

1 Aralık 2016 Perşembe

>> İXTAB << (2016 < 2017 )

Barselona'ya gittiğimde son gün arkadaşlarla meşhur Vell limanına gitmiştik  dinlenmek  için buradaki görsele benzer çimenliklerde oturmuştuk   Türkiye dönecek olmam dışında tam anlamıyla harika bir gündü , herkes oturmuş ben meraklı etrafa bakınırken bir anda gözüme dört yapraklı bir yonca takıldı. Hayatımda ilk defa dört yapraklı bir yonca buluyordum da görüyordum da batıl evet yine de heyecan vericiydi öyle ki normalde hiçbir dalı yaprağı bile koparmayan ben bile o an onu kopardım , yanımdaki arkadaşıma verdim çok mutlu oldu tabi haliyle ve inanır mısınız  kaç senedir o kadar mutlu o kadar her şeyi rayında gidiyor ki hayatında o dahil hepimiz şaşırıyoruz , o mutlu oldukça ben de mutlu oluyorum cidden diyorum kıskanmıyorum asla sonuçta herkes yaptığı seçimlerin sonucunu yaşıyor ama yine de bazen yahu mariposa ne vardı verecek o dört yapraklı yoncayı al kendine bak şimdi haline demiyor değilim :P  Velhasıl diyeceğim o ki şu  lanetli yılların (özelikle son 2 ) bitmesini ve artık şansın bana da gülmesini istiyorum

2017 'den  tek isteğim birazcık ŞANS ..
(Tabi bir de insanlığın Doğanın sesine kulak vermesini istiyorum  sonrası gelir zaten ..)

Bu yıla dair son söylemek isteğim şey ise




görmek için gökyüzünü
dökerdim yapraklarımı
 eğer bir ağaç gövdesi olsaydım
 sererdim binlerce yaprağı önüne 
ama yine de severdim Sonbahar'ı
...






2017'de Görüşürüz ..

24 Kasım 2016 Perşembe

Luna's Cafe {1}



Size de olmaz mı ben  bazen sırf sokaktan geçerken   mağazada çalan müziği beğendiğim ve biraz daha fazla dinlemek için girerim ben ki alışverişten nefret edene insan sırf müzik için bir kaç tur attığım bile olur . Genelde firmalar pek dikkate etmiyorlar  müzik seçimini  hatta çoğunlukla seçmeden radyo kullanarak hallediyorlar ama farkında değiller ki müzik ciddie anlamda ruhun gıdasıdır insan bulunduğu ortamda mutlu olacak  ki yaptığı şeyden zevk alsın yoksa benim gibi uzaktan bakıldığında boynuna ip geçirilmiş ordan oraya sürüklenen kaplumbağa gibi olur .
Dikkat eden mağazalar yok değil tabiki mesela kotonda kaç defa elimde shazam ve türev proğramları açık dolaştığımı bilirim herkes  kıyafet peşinde koşar ben nerede bu hoparlörler diye aranmaya başlarım . O açıdan gayet iyiler dikkat edin siz de göreceksiniz . 
Sadece mağazalar da değil cafe seçimini de farkettiğim üzere iyi kahve değil iyi müziğe göre seçiyorum öyle ki yeri geliyor kayıttan çalanları canlı müziğe tercih ediyorum niye etmeyeyim kahve içersem sadece midem bayram eder müzikte ruhum ve bedenim eş güdümlü mutlu olur :) 

Neyse müzik deyince yine susamadım bir türlü uzun zamandır liste yapmadığımı daha doğrusu sizinle paylaşmadığımı farkettim ama bu sefer sadece bir liste olmaktan öte bir şey benim için. İleriye dönük olarak düşündüğüm bir plan var .. Eğer olur da bir gün bir yakınım bir cafe açarsa(ki arkadaşalrımın arasında bunu düşünenlerin sayısı bir hayli var ) onun playlistini ben düzenlemek isterim neden kendin bir music-cafe açmıyorsun diyebilirsiniz açmıyorum çünkü bir yere bağlı kalamam kök salmak özgürlüğüne düşkünler için pek geçerli olmuyor her gün aynı cafeye kendi cafem bile olsa gidemem her gün .. mümkün değil ..  En azından şimdilik böyle belki bir gün yeteri kadar yorulduğumda kafesime geri dönmek isteyebilirim onu o zaman düşünürüz .

Aslında şimdi de blog da gezinirken arka plana şarkı koyabilirim ama bu biraz bana kısıtlama gibi geliyor çünkü kendimden örnek verirsem pc açıkken müzik de açık olur dolayısıyla kendi müziğimi dinlerken bir anda girdiğim sitenin müziğiyle baskına uğramak pek hoş olmuyor ( işte bunlar hep empati) dolayısıyla böyle bir zorlama kimseye yapamam o yüzdeeen Şimdiiii 'Music' Go on !! 


*Ek Bilgi : Tek bir ritim de gitsin istiyorum hayatın kendisi gibi iyi veya kötü her daim biribirine eşit ,  bir moda sokmak insanları ve o ritimden düşmesinler istiyorum şarkıların seçiminde ortak payda özellikle davul kısmına dikkat ederseniz budur .Gönül ister ki daha fazla post-rock parçalar ekleme ama farkındayım pek kitlelere hitap edemiyoruz ona ayrı liste yapacağım izleme de kalın 

17 Kasım 2016 Perşembe

Bir Pazar Günü Klasiği (2) ; Büyük Buluşma

Buralara pek kişisel bir şey yazmıyorum evet ama geçtiğimiz Hafta sonu benim için çok önemliydi çok önemli bir buluşma yaşadım . Öyle ki hala etkisindeyim.. 

Bütün bir hafta bu haftasonun hayalini kurarak geçirdim cumartesi günü olduğunda artık pazar günün gelmesi için dua ediyordum öylesine sabırsızlanmıştım. Çünkü uzun zamandır buluşmıuyorduk . Pazar sabahı erkenden kalktım kahvaltı ve bir sürü gereksiz ıvır zıvırdan sonra buluşma için hazırlanmaya başladım benim hazırlanmam çok uzun sürmez kısa süre içerisinde hazırdım yola koyuldum . Ve büyük buluşma gerçekleşti ...

O buluşma ki bütün derdi tasayı unutturur insana , ne dert bırakır ne keder insanda , bütün her şeyi bir kenara koyarsınız dünya sizin için bir süreliğine durmuştur ya da sadece sizin için akıyordur yalnızca sizin için .. Öyle güzeldir onunla vakit geçirmek öyle rahatlatır insanı öyle huzur buldurur . Huzur . Şu aralar mutluluktan sonra en az rastlanılan şeylerden biri  ama insan aradıktan sonra niye bulamasın ki , 

Ben buldum. siz de isterseniz bulabilirsiniz  siz de isterseniz buluşabilir o kıymetli dakikalarınızı daha kıymetli bir şey için harcabilirsiniz . 

Peki ama nasıl ? 
Kimle buluşmak gerekiyor ? 
Ben kimle buluştum ? 

Tabikiii DOĞA'YLA .. İnsanın huzur bulabileceği başka bir yer bilmiyorum. Her zaman diyorum dünya'yı insanlardan daha çok seviyorum imkanım olsa dünyayı insanlardan kurtarırdım evet .Her birimizin yıldız tozu olduğunu düşündüğümüzde evrenin bir kesiminden sürülüp buraya geldiğimizi yada burayı işgal ettiğimizi bu güzelim cenneti mahvettiğimizi kabul etmememize imkan yok . Neyse ki doğa öyle bir mucize ki insanoğlu gibi kin gütmüyor  hatta öyle ki siz bir tokat attığınızda diğer tarafını çevirengillerden  bunu suistimal ediyor muyuz evet ediyoruz. Bunu bu gezimde çok ama çok anladım . 

Gezi demişken evet , sonbaharı kucaklamak adına doğayla buluştum pazar günü  kafamdaki bütün o insan saçmalıklarını bir kenara koyup sonbaharın ne kadar cömert olduğunu düşündüm doğanın ne harika olduğunu dünyanın mükemmelliğini her şeyi bi kenara koyup düşündüm bunları hani diyor ya şair 'Ne başta dert, ne gönülde hasret ..' işte  benim için öyle güzel bir pazar günüydü .Her şeye rağmen güzeldi. Herşeye rağmen diyorum sebebini anlatayım.

Benim için doğayla iç içe olmak şehrin ortasında kurulmuş sınırlı bir parkta vakit geçirmek değil  mümkünse dağlara ormanlık alanlara çıkmak yön , iz ,rota hiçbir şey belirlemeden içinden geldiği gibi yürümek demektir. 
Bu yüzden belli bir yere kadar araçla gidip sonrasında tabana kuvvet diye düşüyorduk  öyle de yaptık aracı park ettikten sonra bir süre yürüdük , sonrasında bir av köpeği (?) geldi peşimiz sıra biraz seveyim diye bekledim .. Av köpeklerine de ayrı üzülüyorum insanoğlu kendi katil olduğu yetmezmiş gibi bi de köpekleri alet ediyorlar bu cinayetlere .. Köpeği severken sahipleri çıkageldi ellerinde tüfekleri .. nereye gittikleri hakkında biraz lafladık tabiki beni şaşırtmadılar  hiçbir günahı olmayan hayvanları katletmeye gidiyorlardı dahası sadece onlar değil bir ekip halinde yaban domuzlarını avlayacağız dediler . 

Pek mantıklı gelmedi işin açıkçası ekip falan ne alaka dedim ta kii o ilerideki köşeyi dönene kadar bir yamaç boyu 20 'den fazla kadar genç yaşlı eli silahlı erkek domuz avı için pusuya yatmışlar . Kendileri domuzdan beter . Domuz bu avlamazsan olmaz diyorlar bir de .Ben doğaya verdikleri için orada şükrederken bu insandan bozma yaratıkların savunmasız hayvanlara karşı bu şekilde davranması bütün günümü mahvetmeye yetti üzüldüm. Çok üzüldüm . Sırf zevkine yapılan bu katliamların toplumda normal bir şeymiş gibi karşılanmasına üzüldüm. Bize verilenlere karşılık böylesine nankör davranmamıza üzüldüm. 


(Sixfingerz -Law of Nature)


En çok da bu üzüntüm asla geçmeyecek  olmasına üzüldüm. İnsanoğlu bu  varlığından sonuna kadar hep böyle bencil ve düşüncesiz olacak .. Keşke değiştirebilmek için bir şansımız olsaydı keşke  bu güzelliklere layık olabilseydik 

Yazıyı Doğa'nın bana verdiği sürprizle noktalamak istiyorum. Bu iki papatya'nın benim gibi zamanlama sıkıntısı olsa gerek ki son'bahar ile ilk'baharı karıştırmışlar ya da tam tersi insanoğlu gibi kendisini sınırlarının içerisine hapsetmek yerine olabildiğince özgür kalıp istedikleri vakit açmışlar iyiki de açmışlar sonbaharın tatlı  hüznü ile ilkbaharın heyecanını ve miss kokusunu aynı anda hissetmeme sebep oldup beni bolca mutlu ettiler  buradan papatyalarıma hatta tüm doğaya 

KOCAMAN TEŞEKKÜR EDİYORUM . 








Hayat  sürprizlerle dolu yaşamaya değer ...







4 Kasım 2016 Cuma

Bimer Nedir ? Nasıl Başvurulur ? Başvurulmalı mıdır ?



Yine kendinden anılı  kullanılmayan bir müesseden bahsetmek istiyorum  BİMER  yani Başbakanlık İletişim Merkezi , 
Nedir bu bimer derseniz ,  kamuyla yani devlet ile ilgili her türlü sorunlarınızı dertlerinizi önerilirinizi şikayetlerinizi bu sistemden online olarak gönderebilirsiniz ve somut çözümler bulabilirsiniz üstelik çok da zor değil   eğer e-devlet şifreniz varsa ya da yoksa da  onay koduyla giriş yaparak kısa süre içerisinde şikayetinizi yetkili birimlere iletebiliyorsunuz

Mesela ne gibi bir şey hemen örnek vereyim

Yaklaşık bi 4 ay önce lens siparişi ettim internet sitesinin birinden , yurtdışından ancak 2 ayda getirebileceklerini söylediler ben de o kadar süre beklemek yerine iptal edin siparişimi ücret iadesi istiyorum dedim onayladılar talebimi ama 4 ay geçmesine defalarca müşteri hizmetiyle konuşmama çalışmama  rağmen bir türlü ulaşamadım haliyle para iadesi de   yapılmadı mail atarak ulaşmaya çalıştım para iademin yapılması gerektiğini aksi takdirde  onları şikayet edeceğimi söyledim ( buna cevap olarak bankadan kaynaklı sorun olduğunu söylediler  )evet bu bir tehditti ama yapabilecek başka bir şeyim kalmamıştı.


Neden kalmamıştı çünkü Meblağ küçük , biraz fazla bir ödeme  olsa  icra takibi yapsak ama değil meblağ küçük olduğu için aslında daha önce bir yazımda bahsettiğim gibi tüketici hakem heyetine   de gidebilirdim   ama zaten halihazırda bi başvurum olduğu için ve uzun bir süreç olduğu için ve karşı taraf zaten  ödemeyi kabul  ettiği için bu yola başvurmadım ama bir yandan da içim rahat etmiyor küçük bir hesap yapıyorum benim gibi 100 kişiden 100 lira alsalar hesaplarında bu şekilde " banka mazereti " gösterseler hiç fena olmayan bir kazanç kapısı olur acaba kasıtlı mı yapılıyor diye düşünmeden edemiyorum derkeeen aklıma bimer geldi zira  Sağlık bakanlığına göre reçetesiz  interntetten lens satmak yasak ve benim bu acemi lens sitesi benden reçete istemeden lens sattı bunu farkedince durur muyum hemen bimere şikayet ettim bir kaç gün içerisinde bimerden cevap geldi yaptığım şikayet istanbul sağlık müdürlüğüne iletilerek gerekli işlemlerin yapılacağı bilgisini verdiler, hemen bir gün sonra da beni o internet sitesinin müşteri hizmetleri  aradı , benim defalarca aramama rağmen cevap vermeyen müşteri hizmetleri tenezzül edip beni aradıııı aman mariposa hanım bankada sıkıntı oldu şu gün ödeme yapacağız bugün yapacağızzz derkeeen iki gün önce baktım hesabıma havale gelivermiş banka sorunu bir anda çözüldü sanırımmm :) 

Diyeceğim şu ki bu tür kurnazlara paranızı kaptırmayın kaptırmamak için elinizden geleni yapın tam anlamıyla "sosyal devlet" olamasak da devletin bu tarz güzelliklerini kullanmaya çalışalım bir kere herkesin e-devlet şifresi olsun ptt den 3 liraya gidip alabiliyorsunuz  özellikle de bir çok işlem artık sanal dünyaya aktarıldığını düşününce bir çok işinizi görecektir . 

25 Ekim 2016 Salı

Müzik AŞK'ına


Uyuşturucunun hukukumuzda suç olduğunu biliyorum kullanmak değil de ticareti suç alıp satmak yani, alışverişini yapmadan nasıl kulanacaklar orası da bir muaama bir çok uyuşturucu çeşitleri var size bunları sayacak değilim ben sadece hepimizin kullanma şansına nail olamadığı bir tanesinden bahsedeceğim. Ne olduğunu daha fazla merak ettirmeden söyleyeyim en etkili uyuşturucu "MÜZİKTİR" kim ne kadar inkar ederse etsin bu böyledir  kaldı ki inkar edenler bu durumu anlamayanlardır. Müzik başladığı anda onu hissetmeyenler her bir tınıyla birlikte sarmaş dolaş olup kendinden geçemeyendir . Müziği yan kol olarak dinleyendir bir iş yapayım fonda da müzik dursun diyendir .ritimi hissetmeyendir hayatı hissedemeyendir yaşamış olmak için yaşayandır  hayatını anlamını bilmeyen tadına varamayandır. Onlar için üzülüyorum çözümü başka yerlerde aramak zorunda kalıyorlar halbuki müziği kendilerine bıraksalar..müzik onları alıp götürse götürdüğü yeri bilmeseniz sadece hissetseniz kendinizden geçseniz ... 
Aynı dili konuşuyor muyuz bilmiyorum demek istediğimi anlayabiliyor musunuz , çok da umr.. neyse .

Şimdi paylaşacağım parça bağımlılar için Aşırı doz içerir dikkatli kullanımı gerekir.

(Tor -Glass&Stone )



Oh it was a sad and a rainy night
And the rain did rain his lady gay
Never a fire nor a candlelight 
Shine in my bower anymore

...

7 Ekim 2016 Cuma

İmece Meydan Okuma (GÜN -10 )

10) Size İlham veren birisi 

Bu  dünyaya herkesin bir geliş amacı olmalı kimse canı sıkılıpta inmemeiştir dünya ya ya da çıkmamıştır çıkma inme konusuna tam emin değilim , kimisi toprak diyor kimisi bi yerlerden düştü diyor kimisi yüzdük geldik kimisi yıldızdık diyor bişeyler bişeyleri işte konumuz bu değil. Herkesin bir geliş amacı var senin benim  önemli olan o amacı bulabilmek bulabildim mi hayııır .. Ama bulabilenler var en azından kısmen bulmuşlardır . 

Edison , Tesla ( Edisonu öne yazmam teslayı kızdırır mı ki :P ) Einstein  gibi gibiii bir çok bilimadamları ve onların hedeflediği amaçlar çerçevesinde tükenmeyen azimleri bana her zaman ilham kaynağı olmuştur. Çünkü  bir insan bir şeyi çok istedi mi onun için yeteri emeği gösterdiğinde elde edeceğini düşünürüm buna inanmak isterim henüz bu düşünceme somutlaştıramasam da bu şekilde düşünmek bile beni yeteri kadar azimlendiriyor.
 Özellikle şu son 2 seneyi ele aldığımızda hayatımı tek bir merkezde devam ettirmeye çalıştığımı kabul edersek bu yolun sonunda size ilham kaynaklarımın bendeki somut etkisini gösterebileceğime ,daha somut bir ifade ile istediğim amaca ulaşacağıma inanıyorum.

Sorunun cevabına gelirsek , vazgeçmeyen mücadeleci ruhunu kaybetmeyen pes etmeyen her kim olursa bana ilham verecektir.


Veee böylece bir meydan okuma daha bitmiş bulunuyor bir sonrakilerinde görüşmek üzere bizimle kalın . :) 


4 Ekim 2016 Salı

İmece Meydan Okuma (GÜN - 9)

Geldikkk sondan bir gün önceye kısa bir meydan okuma olması güzel oldu bence ..

9) Size birini hatırlatan bir şarkı ?
Meydan okuma sonlara doğru zorlaşıyor mu ne :P Daha bir şey oluyor sanki anladınız işte :D 

bana birini hatırlatan şarkı varolan mı ? varolduğunu sandığım mı ..Herneyse .Bir çok şarkı bir çok kişiyi hatırlatıyor içlerinden birini seçmek haksızlık ama yine de seçtim nesi adaletli ki bu dünyanın :) 


(Queen - We Are The Champions )



Her şarkı bir insandır şarkılar insanları birleştirir  ayrı yerlerde olsalar bile şarkıların birleştiği noktada herkes büyük bir çember oluşturur orada ayrılık yoktur.



                                                                               

3 Ekim 2016 Pazartesi

İmece Meydan Okuma (GÜN - 8)

8)Bu hafta başınıza gelen en iyi şey ?

Bu soru benim işler gibi oldukça zamansız oldu haftanın başında değil sonunda olmalıydı neyse haftanın sadece 1 gününü geçirdiğimize göre bugün başıma gelen en iyi şey sabah otobüsü hiç beklemeden evden çıktığım an binebilmem oldu evet başıma gelen en güzel şey buydu . Siz ne bekliyordunuz ki para ? yemek ? yok canım daha neler



Bi dee Ankara'ya her gittiğimde kaldığım yer kapanacakmış onun üzüntüsü içerisindeyim nerede kalacağım artık been   :( İşte en çok da bu yüzden kaplumbağalara çok özeniyorum keşke biz de öyle olsak sırtlanır evimizi dolaşırdık yer ve zaman dinlemeden 


2 Ekim 2016 Pazar

İmeceli Meydan Okuma ( GÜN-7)


Korkmasanız denemek isteyeceğiniz şey ?

Genciz yaa kormak da ne  , Ekstrem ne kadar spor varsa  Siz söyleyin biz yapalım :)  bence insann belli bir korkma eşiği var onu aştıktan sonra her şeyi yaparsınız .

 Denizde yüzerken ilk dubalara kadar yüzdüğüm anı hatırlıyorum mesela bir çoğunuz eminim yanında başka iyi bilen birileriyle gitmiştir bense tek başıma gitmiştim çünkü bir şeyi yapıp ya da yapamayacağınızı yalnız kendiniz karar verebilirsiniz yapabilirim dedim ve yaptım . Gerisi teferruat çok düşünmeyin kendinize inanın :)



(İmmence - sleep dealer)






( Nottt : Çevremde gözü karalığımla bilindiğim doğrudur )

1 Ekim 2016 Cumartesi

İmeceli Meydan Okuma (GÜN - 6 )

Dünya 'da değiştirmek istediğiniz 5 şey

Yapabilseydim eğer kendi alice harikalar diyarımı yaratırdım ve öyle bir yer olurdu ki burada insanlar yer almazdı çün kü Dünya o kadar mükemmel bir yer ki  insanlar burayı haketmiyor dünya tekrardan yaratılması gerekse her şey aynı kalsın isterdim ama yine de eğer ki diyorsanız dünyadaki 'insan hayatında ' değiştirmek istediğiniz 5 şey

İNSANLAR
İNSANLAR
İNSANLAR
İNSANLAR
İNSANLAR

Ne zaman İnsanlar değişir sevgiye hoşgörüye kulak verir o zaman şuanda değişmesi gereken hiçbir şeye gerek kalmaz her şey kendi mükemmeliğini bulur . .


Ama   bırak bu bilmiş sözleri mariposa  olabilitesi olan şeylerle gel bize derseniz değişmesi gereken diğer 5 şey

1) İşim :D ( Kesinlikle değişmesi gerekiyor )
2) Odamda yer alan lanet olası süryat ( olabildiğince gereksiz yer kaplıyor onun yerine tuvalimi koymak isterdim.)
3)Hali hazırdaki arabaları değiştirmek isterdim şöyle ışık hızıyla yarışır cinsten birşeyler olsun hasret özlem  kalmasın artık
4) hasret özlem demişken evet onlar da gitsin herkes sevdikleriyle birlikte olsun yav
5) değişim hakkımın bitmesi değişsin hiç bitmesin :P (beyin yandı )


30 Eylül 2016 Cuma

İmece Meydan Okuma (GÜN-5)

5- Size İlham veren şarkı sözü ? 

But awakes to a morning with no reason for waking
Hes haunted by the memory of a lost paradise
In his youth or a dream, he cant be precise
Hes chained forever to a world thats departed


(Ama uyanmak için hiçbir sebebi olmadığı sabahlara uyanık şekilde.. 
Kayıp bir cennetin anılarını kafadan atmakta kararsız 
Gençliğinde veya rüyalarında,"kesin" olmaktan uzak
Ölü bir dünyaya zincirlenmiş sonsuza dek )

(sorrow -pink floyd)

İmece Meydan Okuma ( Gün -3 & 4 )

Çabuk çabuk 3 gün geriden geliyorum hem de 10 günlük meydan okumaya ayhh bana ne ler oluyor nasıl olur geriden gelirim diyerek bugünden itibaren hepiciği düzenli olacak söz veriyorumm :) 

Gün 3 : Öğrenmek istediğiniz yetenek ? 

çeviri hatası var acaba diye düşünmedim değil zira yetenek , doğuştan gelen bir güçtür dolayısıyla "öğrenilebilir yetenek "ifadesi   pek doğru gelmedi sahip olmak istediğimiz yetenek olsa daha iyi olur gibi geldi  bana öğrenilebilecek bir şey değildir ya vardır ya yoktur ama yeteneğin yok olması o alanda ilerlemeyeceğiniz anlamına gelmesin bana göre insan bir şeyde kendini geliştirmek istiyorsa geliştirebilir yeteneği var ya da yok sonuçta yetenekte güzellik gibi göreceli bir kavramdır. 

İşin felsefesine de değindiğimize göre şimdi soruyu cevaplayabiliriz, sahip olmak istediğim yetenek , resim yeteneğim yok ama resim yapıyorum , müzik kulağımın olduğunu düşünüyorum ama müzik yapmıyorum daha doğrusu devam etmiyorum diyeyim tekrar devam etmek isterdim ama gitarımı yenilemem lazım kuzenin gitarına göz diktim aslında eğer elde edersem tutmayın beni :P 

Sahip olmak istediğim yeteneek , yüksek hafızalı olmak isterdim yaa evet en çok bunu isterdim balık hafızalı olmam bazen işime yarasada çoğu zman eksikliğini hissediyorum hafızası kuvvetli insanlara bayılıyorum ve bayıldığım kadar kıskanıyorumm 

Gün  4 Sizi ifade eden ay ? 

Temmuz çocuğuyum temmuzun ortası yazın ortası sıcağın ortası  kim ister k böyle bir ayda doğmayıı  küçüken doğum günlerim hep tatile gelir diye üzülürdüm :P bu da öyle bir ayrıntı işte 

Beni ifade eden ay , biliyorum blogu takip edenler bu kadar melankolik bir blog sahibesi olarak tabi ki sonbahardan bir şey seçeceğimi düşünüyor olabilir ama aslında burası sadece buzdağının görünen yüzü bir de eriyen tarafım var  oldukça sıcak ve esprili ama bunun için o buzdağını aşmanz gerekiyor :P ayy bu da gereksiz bir ayrıntıydı neyse durun sorunun cevabını vereyim artık ben olsam olsam NİSAN olurdum.Nisan 1 Nisan çünkü bu hayatın kendisi ŞAKA gibi .. ayrıca  Papatyaaaa mevsimi (◕‿◕✿) 

28 Eylül 2016 Çarşamba

İmeceli Meydan Okuma (Gün - 2)

Geldik ikinci sorumuza " Hayal ettiğiniz meslek nedir ?"

Taammm soruya denk geldikkk ,lanet olsun diyerek uyandığım şu günlerin tek sorumlusu olmayasıca meslek hayatımken bu sorunun benimle dalga geçer gibi yaa mariposa ne hayal ediyordun ne oldu bak gördün mü ne oldum demicen ne olacağım diyeceğin dediği günlerde kesinlikle , okurken  hayal ettiğim bu değildi diye isyan ederek soruyu cevaplıyorum zira  oldukça idealist olan ben şu günlerde idealizm kırıntılarıyla idare etmekteyim. O kırıntılar bittiğinde ne olacağını çok merak ediyorum.

Küçükken bir kaç farklı meslek hayalim vardı sonrasında bir anda şuanda olduğum mesleği istediğimi farkederken buldum yani aslında" küçükken"  hayal ettiği mesleğe sahip olan azınlıktan biriyim ama farketmediğim bir şey aslında istediğim şeyin bu olmadığıydı bunu farkettiğimde geç olmuştu ama yapacak bir şey yok şuan ne hayal ediyorsun diye sorsalar o kadar çok insanlardan ve toplumdan soğudum ki sadece kendimin ve zihninim yer aldığı sade bir yaşam ve o yaşamı dolduracak boyalarım fırçalarım veya fotoğraf makinem olsun isterdim meslekse ressam değil fotoğrafçı değil sizin sınırladığınız hiçbir mesleği istemiyorum. eğer bu toplumun bir parçası haline gelmek zorunda kalmasaydım bir sonraki neslimi düşünmesem zaten zorunda kalmazdım o ayrı konu diyeceğim o ki insansız hava sahası benim hayali mesleğimdir. Saygılar.


27 Eylül 2016 Salı

Meydan Okuyorummm (1- GÜN)

Karamsar sözlcüklerle buraya karaladığım her bir sözcük için affınıza sığınıyorum nefes almadan okuduğunuz her cümlemde hissettiğiniz hissettirebildiğim melankoli içinde ama yetişkinlik böyle bir şey işte hayal edilenlerle ile eldekileri çıkarma yaptığında komşuya gitmeden bir sonuç elde etmeye çalışmak kadar zor ve meşakatli  durum böyle olunca da mutluluk hayal edilenden teye bir uçan kuş ve peşinde onuna uçmaya çalışan elinde  balonlar bir mariposa yürü be bre!
 Kısacası iş hayatım saçmalıktan bir cm kaymıyor , memnun değilim çıksam bir türlü çıkmasam iki türlü dertliyim bu kadar derdimin arasında bir dert daha edindim ama bu güzel bir dert derdime derman olacak   kısa bir dert tabiki yeni bir  challengee zihnin arka sokakları yeni bir challenge başlattı her ne kadar adına imece usulü koysa da  alçak gönüllük ediyor soruların araştırma kısmını tamamen kendisi üstlendi o yüzden ona teşekkür ediyorum , bizlere blogger alemine 10 günlük de olsa nefes alacak bir vakit aralığı oluşturma imkanı sağladı .. 

Katılmak isteyen herkes sorulara buradan ulaşabilir


Soru 1 : Sizi mutlu eden bir şarkı

Mutluluk çok uzaktan geçen bir geminin adıydı. 
Onu bulabilen bir dalgalar bir de martılardı 
Bizler de denizin içindeydik 
Ama 
Yüzme bilmiyorduk 

o yüzden mutluluktan öte beni harekete geçiren bir şarkıyı seçtim ; 

(AC/DC - Spoilin' for a fight)





18 Eylül 2016 Pazar

1-2-3.. TIP!



Karanlığın içinden geçenleri bilirsiniz nasıl yaşadığınızı tarihe not düşmektir aslında bütün amacı ince ve naif bi r yaşamn parçası gibi yavaş yavaş çoğalır benliğinizde o tapılası sanrılar gittikçe artarken her bir nöbet siz geçmişte arasınız tedaviyi çözüm geleceğe yönelmektir halbuki ruhunuzu ve beyninizi özgür bırakmaktır bütün olan bitenle birlikte deniz'e atabilmektir belki de bir okyanusa kendinizi koşulsuz bırakmaktır dalgalara gökyüzü ile bir olmaktır yatıp uzanırken hayale dalmak gibidir hafiflemek günahlarınızdan arınamazsınz belki ama vicdanınızla yüzzleşebilirsiniz ve kalbinizle kendi kalbinizle yüzleşin ki başkalarının kalplerine ulaşabilin. suretler devam eder konuşmaya siz aslından haber verin bu dünyanın her bir gün yeni bir dünya aslında aynı galaksinin farklı dünyalarını yaşıyoruz hepimiz her gün her  an yeniden farketmeden usul usul ilerliyor saat biz kendimile meşgulken ve geçmişimizle geleceği planlarken geçiyor zaman en büyük düşmanımız sanki belki de dostumuz iyiliğin içindeki kötülük gibidir zaman her şeyden azdır ama yaşarken fazla gelir insan yine de doyumsuzdur insan hep daha çoğunu ister acı hariç ..

1-2-3.. TIP! 

Konuşmak zor geliyor insanlara bir şeyler paylaşmak zor geliyor uçurumun kenarına gelmeden önce intihar mektubunu yazmak zor geliyor insan intihar etmeye üşeniyor kimileri vazgeçip kendi büyük balonuna geri dönüyor belki de vakit yoktu edemedik diyor soranlara inanıyor gibi görünüyor ya herkes sormak lazım soranlara sistemin bütün illüzyonunu görebilen bir tek onlar sistemi oluşturan onlar bizlere illüzyon içinde yaşamak düşüyor acıyı  sevgiyle dürüm yaparak yemek düşüyor düşüyor işte habire bir şeyler kimisi gözden düşüyor  kimisi kalpten .En kötüsü de şu diye cümleler kuruyoruz her gün yeniden kötüler yenileniyor kendi içide bu sefer diyoruz en kötüsü bu sonra daha kötüsü yorulmak nedir bilmeden dah kötüsünü arıyoruz belki de yaşıyoruz sadece usulca ve derinden 

Boşverin gelin biraz dans edelim bu güzel dünyanın etrafında son bir  defa 
Yarın yeni bir dünya yeni danslara merhaba 

(Chance's End - Slow Descent)

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Erkeklerin Dünyasındaki Kadınların Çığlığı



{Baştan anlaşalım bu yazı baştan sona feminizm kokan erkeklerin dünyasındaki bir kadının çığlıklarıyla dolu bir yazıdır bunu bilerek yazıya devam etmenizi temenni ederim .Tabi bir de kişisel ve toplumsal yaşamımdaki bütün şeref yoksunu arkadaşları selamlıyorum bu yazıya sebep sizsiniz..}

Geçen gün arkadaşla aramızda erkek-kadın hükümranlığı üzerine bir sohbet geçti. Kadın- Erkek bay bayan derken sonuç olarak Ona günümüz dünyasının erkeklerin dünyasından çıkıp kadınlar dünyası haline geldiği an erkeklerin nesli tükenir dedim . Aksini savundu (haliyle)
Ama Doğruydu eğer bu dünya da halen daha kadın- erkek hep birlikte yaşıyorsak tek sebebi erkeklerdir ne zaman bu dünyaya kadınlar hakim olur o zaman eşeysiz üremeyi çalışmalarının takibiyle erkeklerin nesli biter bu savımda iddialıyım işin bilimsel boyutunu bir kenara bırakarak zihnüyet yönünü  dikkate alalım .

Erkek cinsi olmadan yaşayamayacak  durumda gözüken kanıksanamayacak büyüklükte kadın kesimi var ama sorun şu ki o kadınlar onlara dayatılanı kabul etmeye öyle alışmış ki değil kapılarının pencerelerinin dışına bakamıyorlar bile .Bu durumda böyle düşünmemeleri içten bile değil. 

Geçen günlerde nefret edilesi bir düğün davetine katıldım  Düğünler zaten benim için çekilmezken bir de üstüne kadın -erkek ayrı yerlerde oturulan bir davet olması katılanların çoğunun zihniyetinin de bu yönde olması olayı daha da katlanılmaz daha kötü ne olabilir ki diye düşündürürken , daha kötüsüne şahit oldum. Düğünde espri olsun diye damadın arkadaşları "kılıbıklık diploması " hediye ettiler herkes güldü etti derken damadın annesi bir anda isyan bayrağını çekti, böyle espri mi olurmuş  kadının görevi erkeğe "itaat" etmekmiş. Kadınlar erkeklere hizmet için varmış bir sürü saçmalık saydı döktü , elbette sadece bizim duyabileceğimiz bir ses yüksekliğinde erkeklerinde olduğu bir mekanda yüksek sesle konuşamazdı ona böyle söylenmişti.

Bu tarz insanlar  yakında çevremde hiç yok denecek az ama bu olmadığı anlamına gelmiyor bu zihniyetle yetişen kadınlarımız ve onların yetiştirdiği erkek çocukları bu dünyayı bu ülkeyi  bu hale getiriyor .Hayır suçlu aramıyorum varsa bir suçlu hepimizin payı var ben orada o kadını aydınlatmadıysam penceresini açıp örümceklenmiş beynin temiz havayla dönmesini sağlamadıysam bun da benim de suçum var  .

Her gün sayfa sayfa gördüğümüz kadın cinayetlerinde , tecavüz , taciz haberlerinin hepsinde hepimiz payı var en çok da erkeklerin. . Nasıl bir cinse aitsiniz bütün bu olanları sahip olduğunuz dünya'da nasıl kabullenip miğdeniz kaldırıyor bilmiyorum. Bildiğim şey , eğer bir baba kendi şehvet duygusunu tatmini için 12 yaşındaki kızına tecavüz ediyorsa dahası  bu tecavüzü kızının bekaretini düşünerek gerçekleştirirken toplumsal baskıyı düşünebilecek bilince sahip olmadığını savunamayışımız bizimne derece vahim olduğumuzu gösteriyor. Cinsel içgüdüyse her iki cinste de var niye tecavüz edilen bir erkek haberi hiç duymuyoruz boşverin hormonları fizyolojiyi en kötüsünden taciz haberi bile gelmiyor .. 

Hadi diyelim ki ben yanılıyorum gerçekten fizyolojik hadi diyelim kadınlardan kaynaklı aslıdna erkekler çok masum yahu   9 AYLIK BEBEĞİN cinsi mi olur BEBEK ,BEBEKTİR. Daha tek başına ayağa zor kalkabilen bir varlığın değil şehvet içeriğine sahip olması erkek ya da kız olması diye bir durumu bile olamaz dolayısıyla  kimse bana erkeklerin fizyolojik yapısından kaynaklanıyor savunmasında bulunmasın .Evet  yapısından ama fizyolojik değil tamamen psikolojik sapkınlarından kaynaklanıyor.

Mümkün olsa  eğer böyle bir şeyin imkanı olsa inanın bu dünyayı kadınların dünyası haline getirirdim evet biraz histerik olurdu ama en azından tecavüz edilirken öldü haberleri duymaz  toplu taciz haberleri almaz , gece 12 den sonra sokağa çıkma , o eteği giyme , örtün , gülme , şunu yapma bunu yapma diye bir kısıtlamamız olmazdı ..

İşin bir de şu boyutu var ki insanı olmayan bu durumu insani olmayan bir çözüm arıyoruz . Kimisi diyor ki idam geri gelsin "sallandırın üçünü beşini" kimse kimseye tecavüz edemez. Tabi o insan değil çünkü armut sallandırıyorlar orada. Kimisi de diyor ki aa öyle şey mi olur yaşam hakkı diye bir şey var biz en iyisi kimyasal hadım edelim. Evet kimyasal hadım hiç yaşam hakkına engel değil çünkü değil  mi .. 
Geçtiğimiz aylarda kimyasal hadım resmi gazetede yayınlandı Amerikanın bazı eyaletlerinde ve bazı Avrupa ülkelerinde uygulanıyor olması sırf idama göre daha "hafif" olması onun yaşam hakkına , beden bütünlüğüne insan hakkına  engel olmadığını   gösterdi, bir hatayı bir hatayla kapattık yine yeniden her zaman ki gibi .. Halbuki Asıl sebebine inmeden yapılan bu uygulama Almanya'daki gibi gönüllülük esası üzerine yapılsa bunun yanı sıra TCK daki yaptrımlar artırılsa dahası toplumda kadın - erkek  , güç egemenlik hegemonya kavramlarına dair eğitimler verilse eminim daha yapıcı çözümler alırdık.

(İdamı tartışmıyorum bile , idamın geri gelmesini düşünen varsa hemen sağ taraftaki çarpıdan sayfayı kapatıp terketsin burayı.)

İşin kadın cinayetleri kısmına gerçekten hiç girmek istemiyorum. Kızını mal gibi sırf para kazanmak için evlendirmek isteyip evlenmeyince öldüreni mi ararsın , sevgili cinneti mi , eş kıskançlığı mı , öldürmek için sebep çok saygı gösterecek adam yok .. Şiddete meyilliler çünkü bunu şu aşağıdaki haritadan ve bu siteden görebiliriz >> http://kadincinayetleri.org/



Bu harita tabiki gerçeği yansıtmıyor doğuda eğer bir kadın ölüyorsa hakettiği içindir sen bunu sorgulamazsın batıda ölüyorsa yazıktır çok gençtir . ama o kadardır sayfayı çevirirsin ve ölenin üzerine bir toprak da sen atarsın. 

Düzen bu değiştiremezsin mariposa diyeniniz vardır içinizde  doğru değiştirmem bugün gittiğim herhangi bir kadın örgütünde erkeğin etkisi olmayanı göremem , çünkü bu dünya erkeklerin dünyasıdır ve oyun onların kuralına göre oynanır. Ama Belki BİR GÜN.. 


U-mutlu Yarınlar'a.. 



25 Ağustos 2016 Perşembe

A Bout De Souffle ; İğrençsiniz !

AŞK' ın formulünü yazar bilir miyiz  ya da hani şu f(x) ile başlayan fonksiyonu da yazabiliriz f (x) ile başlar g(x) lerle devam ederiz biliyormuş gibi ahkam keser yine yeniliriz yine başa döneriz sonra hiç yenilmemiş gibi tekrar devam ederiz anlamdırmaya formülüze etmeye çalışırız ama mümkün mertebe çoğunluğumuz başarısız oluruz çünkü aşk öyle gizemlidir ki öyle çekici ne kolayca bulabileceğiniz ne kolayca çözebileceğiniz bir şeydir. Bu yüzdendir yüzyıllardır üstüne şiirler şarkılar methiyeler  filmler hatta tiyatrolar yazılması bu yüzdendir insanın bitmek tükenmeyen kavgası insanın aşk'la ..Tam çözdüm dediği an başka bir şey çıkar  ve tekrardan başa dönersiniz o yüzdendir ki siz bırakın kafa yormayı olduğu gibi yaşayın , yaşayamıyorsanız da yaşanılanları izleyin onlara kulak verin

Bu akşam hepimizin bildiği filmleriyle bizi hayatımızda adeta " bi dakika dur şimdi ne dedi bu ya " diyerek , hayatımızın akışını anlık da olsa durdurmamıza sebep olan  Jean Luc  Godard'ın yine hepinizin bildiği  kültleşmiş " A Bout De Souffle " ( Serseri aşıklar ) filmine yer vermek istiyorum.

Film  polisler tarafından aranan Michel ile bir gazete stajyerlik yapan Patricia arasında geçen ilişkiyi ( aşk- dostluk- düşmanlık ??? ) anlatıyor. Filmi henüz izleyemeyen izlemek  isteyenler için tabiki her zamanki gibi  olay örgüsünden bahsetmeyeceğim. Zaten film de şöyle oldu böyle oldu demekten öte dikkat etmeniz gereken ,diğer Godard filmlerinde olduğu gibi , ikili diyalog sahneleriyle birbirlerine atılan tiratlar olacaktır. Filmin diğer can alıcı noktalarından biri ise 1966 yapımı siyah beyaz  ve Paris 'te çekilmiş olması , Paris'in o yıllardaki güzelliği  yıllara meydan okuyan yaşayan şehir olduğunun bir kez daha  kanıtlar nitelikte hele o Şanzelize'de çekilen sahneler ( yıllar önce gittiğim şanzeliden hiçbir farkının olmayışı) oldukça eğlenceliydi . Buradan bütün Paris hayranlarını filmi izlemeye davet ediyorum.


Filmin senaryosunu François Truffaut 'un üstlenmiş öyle olunca haliyle biraz erkekleri ezik aptal aşık gösteren haller mevcut bunu filmin ilerleyen zamanlarında daha iyi fark ediyorsunuz filmde Michel karakteri sabit  duygularından da düşüncelerinden de emin bir karakter her ne kadar bütün aksiyona sebep michel gibi gözükse de aslında bütün hayatını bir aşk uğruna yere serebilecek zayıflıkta bir karakter dolayısıyla filmi götüren  Michel 'den çok sürekli olarak  kendi içinde gel gitler yaşayan Patriacia 'dır . Filmin başında kandırılmaya müsait toy bir amerikalı genç kız olarak görülüyorken sonlarına doğru "Feminizim" akımının etkisi altında kadınların "Bağımsız " olmasından yana olan güçlü bir karakter olarak görüyoruz bana kalırsa  Filmi  unutulmazlar arasında görmemize sebep bu ikilemi yaşayan patricia'nın son 10-15 dk  değişimidir. 



Filmin ilk yarısında Michel - Patricia ikilisini sadece görüyorsunuz ama ikinci yarısında anlamdırmaya başlıyorsunuz aşk cesaret işi midir yoksa eğlence mi tutku mudur bağlılık mı aralarında geçen gerçekten aşk mıydı , filmin sonuna doğru bunları sorguluyorsunuz zira  benim şahsi olarak kafamı karıştıran  (Spoileeeeer) Polisler  Patrica'yı takip ederken tam Michel 'i bulabilmek imkanı varken Patricia ne diye kendisini tehlikeye atıp michel'i koruyor .. Madem aşıktı sonrasında  ne diye sonrasında Michel'i ihbar ediyor.. 

Neden bilinmez , herkes kendisine göre ayrı bir yorum yapar kendi yaşantısı kendi yaşantısındaki çıkarımlarını etkiler o yüzdendir burdan bütün takipçilerime bu unutulmaz Godard efsanesi filmi izlemelerini tavsiye ediyorum .


P: Mutsuzluğumun nedeni özgür olmamam mı? Yoksa özgür olmamamın nedeni mutsuzluğum mu?Bilemiyorum.

M:Konuştuğumuz zaman ben kendimden söz ediyordum ,sen de kendinden halbuki ben senden , sen de benden sözletmeliydik 

P:Sana aşık olmak istemiyorum, polisi bu yüzden aradım.Sana aşık olmadığımdan emin olmak için

...


Godard da kim yaa  bi fragmanına bakayım diyen için buyrun  ¯\_(ツ)_/¯

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Antalya 2016 Expo Nedir? Neden Gidilme(me)li ?

Antalya Expo nedir ne değildir?




Expo , öncelikle  Nato gibi bir kaç ifadenin kısaltması değil tamamen başlı başına bir kelime bu uyarıyı yapıyorum çünkü arkadaşlarla expo ya gittiğimiz de e(economic) x (?) p (position) o (?) gibi absürd tahminlerde bulduk halbuki sergi, dünya fuarı olarak kısaca tanımalanabilirmiş . Bir kaç çeşidi oluyor bu fuarın bizim bu sene ülkemizde botanik exposu düzenlendi dolayısıyla botanikçiler için bulunmaz bir nimetti benim de çiçeklerim, bitkilerim (çiçeksiz) var ama bu ilgimi çekmeye yetmedi açıkca söylemem gerekiyor ama bu demek değil ki gitmeyin gidip görmeniz de fayda var .çünkü erçekten emek sarfedilerek hazırlanmış


Antalya expo'ya iki giriş var biri merkezi kapı diğeri batı kapısı  merkez kapıdan çıkıp sağ tarafa geçtiğinizde  otobüs duraklarını batı kapısından girdiğinizde ise tramvay duraklarınını görebilirsiniz  iki kapı arası 2 km kadar ama geze geze insan farketmiyor bile , bilet gişelerinin olduğu yerde bilgi alabileceğiniz birimler mevcut biz girmeden önce o gün ne aktiviteler var sorduk hatıra olsun diye expo kartpostalımızı aldık ve kapıya yollandık

Bi an expo haritasını görünce gözüm korkmadı değil ama neyseki kapıdan girince ring servislerini görmemle korku bulutlarının kaybolması bir oldu neredeyse her görülesi bölümün önünde duraklar var ve ringlerin içerisinde size bilgi veren görevliler var siz sadece nereye gideceğinizi söyleseniz yeterli onlar zaten sizi yönlendiriyorlar .
"ring araçları şu şekilde oluyor "
Ülke bahçeleri , sergi salonları , çeşitli dans gösterileri ve aktiveler var ilginizi mutlaka biri çekmezse diğeri çekecektir.o yüzden denk geliş bir yerde inseniz bile eğleneceğinizi düşünüyorum yalnız yine de beklentinizi çok yükseltmeyin mesela bize inanılmaz böcekler sergisine gidin dediler biz de gerçekten inanılmaz bir şeyler beklerken fazlaca maket sahte görünümlü bir sergiyle karşılaştık  ama yine de çocuklarınız bundan etkilenebilir kongre salonundaydı eğer hala sürüyorsa sergi


"inanılmaz böcekler sergisinden ,aşk böcekleri - öpüşüyor gibi gözüktüklerine bakmayın sadece yemek alışverişi yapıyorlar :)"

Gitmeden önce aktiveteleri iyice araştırın ona göre gidin bizim gittiğimiz gün somali devletinin açılışı varmış gittik etkinliklerine dans mans olur diye ama nerdee bürokratik seviyede geçti en sona bir iki şarkı söylediler saçmaydı yani öncesinde brifingini alsak daha iyiydi 

Hiçbir "özel " etkinlik olmasa bile akşam olduğunda  kültür sanat sokağında aktiveler büyük ve küçük amfilerde gösteriler oluyor "Çelebi"  dans gösterisi vardı mesela bizim gittiğimizde

Ama en güzel yanı , kesinlikle ülke bahçeleriydi tabiki kişisel bir tercih ama bence öyleydi daha güzel yapabilirler miydi evet ,çoğunluğu hediyelik eşyaya yönlenmiş çin malların getirmiş ama içlerinde geleneksel olanlar da vardı (kore japonya ve tayland gibi ) tayland bahçesinde yediğim adını bilmediğim baharatlı meyvenin tadı hala damağımda sanmayın ki güzel olduğu için oldukça kötüydü baktım herkes yiyor ben de bi tadına bakayım dedim (kediyi merak öldürürmüş ) ama demesem daha iyiymişşş Afrika ülkelerinin bahçeleri ülkeleri gibi biraz kısırdı ama olsun oralardan kalkıp gelmişler yine ziyaret etmezsek olmaz :)

Aslında gitmek istediğim konserler vardı ama malesef zamanlama sıkıntısı çektiğim için istediğim hiçbir konsere gidemedim. Gerek dünyaca ünlü gerekse ülkemizde ünlenmiş sanatçıların konserleri oluyor gidiş tarihinizi konserlere göre de ayarlayabilirsiniz (  sonradan söylemiş gibi olacak ama deep purple geldi aa dostlar gidemedik üzgünüz )

Biz 5 saatte sadece yemek için durarak ve bazı yerleri atlayarak gezimi tamamladık , torku çocuk adası ve kaktüs bahçeleri gibi yerlere gitmedik mesela sizin de böyle gitmeyi istemeyeceğinz bölümler olacağını kabul ederek sizin de ortalama 5 saatte tamamlayabileceğinizi düşünüyorum yalnız dediğim gibi normal sivil bir birey hakkında bu söylediklerim botaniğe özel ilgisi olan ya da uzmanlık olana birisi için göre elbette bir şey diyemem .

Neticeye gelecek olursak , gitmeseniz çok şey kaybetsiniz eğri oturup doğru konuşalım yapılan onca harcama sonucu olarak sonuçta elinizde koca bir su balonu tutuyorsunuz ama farklı bir aktivete olması açısından gidilip görülmeli diyebilirim özellikle de Paris'in sembolü Eyfel kulesinin de expo için hazırlanmış olduğunu düşündüğümüzde , yıllardan beri süregeldiğini kabul ettiğimiz de expo ya her zaman gidebileceğimiz bir aktive değil . O yüzden kaçırmayın gidin tatilinizi o daracık otellerde geçirip durmayın sosyalleşin kendinize ruhunuza zihninize yeni şeyler katın :)


bir eyfel olmasa da bizim de expo kulemiz var artıkk :)


9 Eylül'de Roket adam geliyoooormuş duymayan vardır belki  onuda araya sıkıştırmak istedimm :)


9 Ağustos 2016 Salı

Düşünce Yağmurundan Şemsiyelerinizle Kurtulamazsınız

Çok uğraştım , şehirleri değiştirdim insanları değiştirdim kıyafetleri değiştirdim saatleri hatta zamanı değiştim bir ileri gittim iki geri gittim yerimde kaldım kaldığım yerde unuttum her şeyi hatırladım değişen bir şey olmadığını gördüğüm de ise bıraktım her şeyi zamana kafa tutmayı bıraktım ,bıraktım diye kendimi kandırdım çünkü bir şeyi başarmanın öncesi kendini o şeye inandırmaktır inandım ,inandım her şeyin bir gün çok güzel olacağına diğer günler saçma olsa bile bir gün çok güzel olacağına inandım bütün  o sorgulara rağmen çok uğraştım çok inandım.

Sonuç ;

Sonucu Size bilsem de söyleyeceğimi sanmıyorum söylesem anlar mısınız ki , neyin neden böyle olduğunu düşünürken siz zamanı yaşarken benim zamanı sorguladığımı söylesem anlar mısınız ki , gündelik yaşamın eroinleri insanları uyutur büyütürken  her şeyden uzaklaştığımı söylesem hayvan ve bitkileri insanlardan çok sevmeye başladığımı söylesem mesela ya da boşverin merhaba diyelim yeni güne .

bu yazıyı okuma hızınıza göre şuan belli bir dakikanız geçti boşa geçmesin size bilgi verici bir şeyler söyleyeyim ama neye göre bilgi sinema desem mesela , yakında sinemaya gitmedim, gitsem desem hangi filme giderim ki matt damon'nı  çekici buluyor olmam başlı başına hiç sevmediğim cia ajan film serisinden biri olan jason bourne 'na gitmeme yeterli sebep olur mu bilmiyorum.

Müzik desen , off onsuz olmuyor illa ki şarkılar bulunuyor amy 'i sevenler derneğine üyeseniz bu şarkıyı seversiniz başka da demicem bir şey


Kitap olarak aradığım hiçbir kitabı sahaflarda bulamıyorum . Nadir kitap 'tan denk geliş bir sahafın sitesinden gidip alacağım en sonunda ama onu da sahaf olunca pek cesaret edemiyorum genel de tanıdık bildiğim sahaflardan alışveriş etmeyi seviyorum .Fikir versenize

Yine boşa geçen 1 dk oldu değil mi 1200 robot aynı anda dans ederek guiness rekorlar kitabına girmiş  alın bu yeni haberi :P

tamam ya iyi hissedince size expo yu anlatacağım söz , ben anlatıncaya kadar hazır  memurların izni açılmış tekrar kapanmadan önce antalyaya gitmeyi düşünen varsa diye ön bilgi  olarak söyleyey,m expo giriş fiyatları 60 dan 15 e düşmüş ;) goşunnn ya da goşmayın bakalım onu diğer yazı da anlayacağız..

27 Temmuz 2016 Çarşamba

hayır henüz delirmedim.



Ne bir müzik ne bir film soranlar iyi olduğumu söylüyorlar hayatımdaki her şeyin mükemmel olduğunu söylüyorlar, çok şey söylüyorlar adımı söylüyorlar mesela bana seslenirken adımı kullanmak yetmiyor bi de sonuna hanım koyuyorlar sanki çok istiyormuşum gibi sanki sadece bu toplumun bir parası olduğum için konulan o isim benim için çok gerekliymiş gibi kendileri için koydukları o ismin benim için özel olduğunu söylüyorlar sonra akşam oluyor sonra sabah onlar bir şey diyorlar bir şeyler yapıyorlar beynim anlamdırmaya çalışıyor onların yaptıklarını bana söylenenleri   bu kolay değil topluma ayak uydurabilmek onlardan biri gibi olabilmek olabilmeye çalışmak beni anlamalarını çalışmak yerine  beni sorgulamalarına göz yummak  yoldan geçen birisine sarılmak kadar zor bütün bu olanlar  bir yandan telefonla konuşrken ayakkabı bağını bağlamak kadar zor 

Kuşlar uçarken ağaçlar dallarını rüzgarda sallarken bizim hayatı yaşadığımızı sanıyor olmamız zor olduğu kadar korkunç bu yaşam.

Korkunç olduğu kadar kötü insanın yanında nefes alabileceği kişilerin olmaması ve capslock tuşunu açık unutmak gibi bazen yaşanan tekrarlar arayış aynı sonuç aynı yalnızlık nefes bir adım ötede ise ulaşmak niye zor nefessiz ölmek gerekirken gelen bu oksijen size sunulan cehennemin bir oyunu mu 
o kadar uzak ki insanlar kendilerinden ve o kadar meşguller ki birbirleriyle o ne dedi bu neden böyle  yaptı benim adımı şöyle söyle adımın önüne şu unvan sonuna bu , yaşıma artı bir sonrası kalabalık ve yalnızlık ama tek başına olmayan korkunçluk içinde yok olan anlamsızlaşan yaşamın bir parçası aslında bütün olan biten tek bir nefes insanı yaşama bağlayan sonrası ölüm ve sessizlik . 




hayır henüz delirmedim.


(Travis - Indefinitely)

14 Temmuz 2016 Perşembe

Bir kuaför Macerası - Tüketici Hakem Heyeti -

    


    An itibariyle su an benim icin dunyadaki cehennemlerin birindeyim . Cehenneme henüz gitmedim (cehenneme gideceginden emin) ama bunun gibi bir yerler olacagina eminim neredesin derseniz su an bir bayan kuaförundeyim .

Nefretlik yerdir benim icin oyleki sirf bu yuzden 2 senedir kuafore gitmemistim bana gore herkes kendi kuaforu olabilecek yetenege sahip ancak nedendir bilinmez ulkemizde bir kuaforluk furyasi var buyuk kucuk her yerlesim bolgesinde once muhtarlik sonra kuafor aciliyor (gerci en kanli savas olarak dunya tarihine gecen ikinci dunya savasinda bile tuketimi en az dusen urunun kozmetik oldugu bir dunya da sasirmamak lazim) boyle bir gercek varken kuaforlere olan bu dusmanligimin sebebine gelecek olursak bir kere her seyden once o sandalyede saatlerce  bir yandan fön sesi diger yandan zehirli pop sarkilari beni kahrediyor sıkıntıdan patliyorum . Her önüne gelen diğer ülkelere nazaran çok basit bir şekilde ustalık belgesi alabildiği için yeterli donanıma ve tecrübeye sahip olamadan salon sahibi oluyorlar ve sonucunda çoğunlukla ne yaptirmak istedigimi anlayaman olmasını istediğim şeyden çok fazla farklı durumlar ortaya çıkıyor bir ya da ikidir kuaför salonlarından olarak mutlu ayrıldığım , böyle bir ilişkim var yani kuaförlük mesleğiyle .

  Gelelim bu yazının asıl sebebine , genelde şöyle bir düşünce vardır mutsuz hissediyorsan depresyondaysan kuaföre git kendinde bir yenilik yap moralin yerine gelsin mutlu ol, pek inanmam bu düşünceye oldukça saçma gelir ama şu aralar fazlaca sıkıldığım için hadi dedim deneyelim belki işe yarar . Vardım Hiç tanımadığım kuaförün birine ne istediğimi söyledim oldukça fahiş bir fiyat söyleyince ben de fazla olduğunu  dile getirdim karşılığında kullandıkları karışımın  İtalya 'dan geldiğini söyledi neyse anlaştık başladı yapmaya yine Gülşenin şarkısını 2 .hande yenerininkini 3. kez çalışından sonra ben sıkılmaya başladım .Etrafa bakıyorum aynadan falan salonun içine orada çalışanlardan biri girdi elindeki poşet dikkatimi çekti  başladım kızı izlemeye , poşeti önce tezgahın üzerine koydu içinden bir şişe çıkardı   sonra dolaptan çıkardığı başka bir şişenin içine bu karışımı boşalattıp benim kuaföre verdi ben durur muyum tabi sizin İtalya 'da ne kadar yakınmış dedim adam şok haliyle ağzında bir şeyler geveledi durdu . Neyse dedim olur böyle klasik Türk esnafı işte işlem tamam tabiki sonuç istediğim gibi olmadı ama şaşırmadım hiçbir zaman istediğim gibi olmaz diye düşünerek teşekkür edip çıktım bir gün sonra ne göreyim
Bir gün sonra saçım kesinlikle istediğim gibi olmamış verdiğim 100 TL mı yanayım yoksa  saçımın yıprandığına mı  .. Tabiki tekrardan kuaför salonuna gittim konuştum ve tabiki şaşırmayan sonuç hatasını kabul etmedi  bu durumda ne yapmalı ?

 Olayın can alııcı noktasına gelelim böyle bir durumla birçok arkadaşım karşılaşıyor ama çoğunlukla ne bazısı ne yapacağını bilmediği için bazısı da  fiyatın düşüklüğünden uğraşmak istemiyor amaa  her gün 1 kişiye bu tarz hatalı bir uygulama yapıldığını düşünsenize özellikle de bu kadar çok kuaför varken kabul edilebilir bir durum değil o yüzden sizin ya da bir başka tanıdığınızın başına gelebilecek bu çok olası durumda hemen önce kuaförün kendisiyle uzlaşmaya çalışıyorsunz olmadı mı o zaman bulunduğunuz yerdeki  esnaf ve sanatkarlar odasına gidiyor ve kısaca olayı anlatıcı bir şikayet dilekçesi yazıp durumu oda vesilesiyle çözmeye çalışıyorsunuz ( ki genelde çözemiyorsunuz ) başarılı olamamanız durumda iseee bulunduğunuz ilçenin hakem heyetine maktu olarak internetten bulabileceğiniz bir dilekçe ile ücret iadenizi talep ediyorsunuz ortalama 3 ay gibi bir sürede cevap veriyorlar ve genelde yüzde seksen tüketiciyi haklı buluyorlar.

Sadece kuaför de değil aldığınız bir ürünü , diktirdiğiniz bir kıyafeti , her türlü tüketim adı altında her şeyi hakem heyetinde şikayet edebilirsiniz hatta çektiğiniz kredilerin masraf ücretlerini için bankaları bile şikayet edebilirsiniz.

Hakem heyetleri Çok  eski bir uygulama değil ama şimdiden çok fazla yayıldı artık tüketici hakkını arıyor ve bunu yaparken uzun sürelere mahkeme koridorlarına ve fazla fazla harç paralarını ödemesine gerek kalmıyor . Sizin ya da bir tanıdığınızın başına gelebilecek her olası durumda Aklınızda bulunsun :)

Ayrıntılı soru sormak isteyen olursa yorum panelinden ve  twitter adresimden bana ulaşabilir , dertsiz tasasız günler dilerim :)


(Kalben- Saçlar ) 


27 Haziran 2016 Pazartesi

Kaybolmadan Keşfedemezsin Bir Şehri ** İSTANBUL **



Dertsiz başıma dert buldum hooff koşun komşular yetişin bulun bir çare derdime  kör olmayasıca istanbul ben geleceğim diye süslenmiş püslenmiş en güzel elbisesini giymiş ben gelicem diye en güzel kokularını sürmüş  baş başa kalabilelim diye her şeyi ayarlamış yalnızca ben ve İstanbul gerisi teffuruat insanlar ve eşyalar tabiki teferruat . a kişi olmasa da yaşardın b kişi olmasada bir ceket bir düğmesinden vazgeçerse ceketliğinden ödün vermez neyse bırakalım ceketi onu giyende kalsın konumuz istanbul , son şans verdiğim koca şehir son şansında şeytanın bacağını kırdı ve kendini sevdirdi bana bunda kesinlikle yalnız olmamın etkisi çok fazla. 


Arkadaşlarımla olduğum her yer benim için güzeldir eğlencelidir bi yerin güzelliğine varabilmem için orayı özümsemem orada yaşayan diğerlerinden farklı olmamam gerekiyor diyerekten çıktım yola ikincisi gün amacım kabataş -istiklal - cihangir- beşiktaş rotasını izlemekti . ama son anda istanbulda yaşayan bir arkadaşımın buluşma talebiyle 3 saatlik gecikmeyle beşiktaşa gidemedim ziyanı yok daha önce gitmiştim kaç yıldır kullandığım güzelim sırt çantamı da ordan almıştım hatta  bu gereksiz ayrıntıyı da  niye verdiysem , 



Neyse arkadaşla istiklal de buluştuk  diğer istanbullular gibi taksim meydanında , ankaradaki arkadaşlarla da kızılay avm nin önünde buluşuyorduk :D hangi şehire gidersem gideyim hemen buluşma yerlerini önceden belirleyip ona göre seçiyorum :P bi istiklal turu yapıp yemek yemekti amacımız , ben umutlu ben saf arkadaşınız sanıyorum ki arkadaşım beni  sahaflara falan götürecek yok terkos pasajı yok bilmem ne avm yok şu dükkan bu dükkan boş bir üç saatin sonunda onu çok yorduğumu akşam işe gideceğini bahane ederek kaçtım ve özgürlüğüme kanat çırptım  :)



 Önce istiklalin arka sokakları sonra daha önce hiç gitmediğin nevizadeye , boş boş sokaklarında gezdim sorsanız ne diye geziyorsun amaçsız gezmek görmekti amacım ,  kimbilir kaç dertli insan o masalarda derdini döktü diye düşünebilmek hayallerimde onların dertlerine derman olabilmekti  .. Sonra yürürken bi anda james joyce yazısına rastladım hemen neresi diye merak ettim meğersem bi mekanın adıymış   gündüz saati sayılabilecek vakitte gidemezdim benim yerime gidecek olan varsa jolly jokerin yanında diye hatırlatıyorum gidin de benim yerime söyleyin joyce a yakışır bi mekan olmuş mu :) 




Sonra beyoğlu sahaflarında aradığım kitabı bulacağım diye girdiğim bi yolda adını şuan hatırlayamadığım bir pasaja girdim aradığım kitap  bütün sahafçıların bildiği ama hiçbirinde her nedense olmayan bir kitaptı bu durum beni üzdü sen git istanbullara bi kitabı bulama dolayısıyla yine vurdum kendimi yollara bi kaç defa galatasaray lisesinin önünden geçtim yandeks nav. her daim açamıyordum şarjı hemen bitiyordu o yüzden kendimi istiklal- cihangir arasındaki sokaklarda bıraktım eski tarihi binalarını  ufak vintage dükkanlarını sevimli köpeklerini mayışık kedilerini  gördükçe zihnim bana oyunlar oynadı kendimi Floransada gibi hissettim biliyorum çok benzemiyorlar ama  yalnızca o caddeleri için benzerlik az kalırdı ..




Çok yürüdüm amacım cihangir parkına gitmekti gidemedim yoruldum  masumiyet müzesinin önünden geçerek bi açık mı şansımı deneyeyim dedim kapalıymış sanatkarla parkına gideyim öyleyse dedim neresi olduğunu bilmiyordum yürüdüm sokakların ve manzaranın insanların tadını çıkararak (insan bir yaratığın kendi cinsi için farklı bir şeylermiş gibi " insanlar " diyerek nitelemesi ne denli doğru bilmiyorum , düşünsenize  evdeki kediniz size ya bu kediler diye başlayan cümleler kurduğunu diye düşündüm ) 


Yürüdüm yürüdüm tam kayboldum derken şu sevimli hanımefendiyle karşılaştım

Bana cihangir merdivenlerini yolunu gösterdi sonrada bu muhteşem manzaranın tadını çıkarırken bana eşlik etti , bu manzara tüm yorgunluğuma değdi , ta ki bi  erkek bozuntusu laf atıp huzurumu kaçırıncaya kadar sonra mecburen  kalkıp karaköy iskeleye doğru  yürümeye başladım karaköydeki sözde lüks insan yığını o mekanlara gelinceye kadar bi kez daha bir serseri yüzünden yolumu değiştirmek zorunda kaldım onun dışında her şey çok güzeldi 

Karaköyde bu fransız sokağının olduğu yerleri falan boşverin o sokağın hemen bitiminde bir pilavcı abi var ona gidin yok yere paraınızı  çöpe  atmayın bir etiket uğruna o rahatsız edici koltuklara kendinizi ,kulaklarınızı o gereksiz gürültüye mahkum etmeyin.

Her anın tadını çıkarın unutmayın  eğer bulunduğunuz ortamda mutlu değilseniz çok büyük bir sorun var demektir ve hayat bu sorunlarla uğraşmak için çooook kısaa !

Herkese mutlu haftalar olsun :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...