17 Mart 2016 Perşembe

Total Eclipse - O güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.-

Yazmıyorum .Konuşmuyorum isyan etmiyorum. Şikayet etmiyorum. Bu toplumu bu hale bizler getirdik .Bizler ve sizler . Ayrımcılık . Her türlü ben'cillik ve dahası sanattan uzaklaşan değil başkasını kendini bile anlamlandıramayan amacı olmayan ve bu yüzden çözümü olmayacak mecraalarda arayan insanlar yumağı haline geldik .

Halbuki sanat'a daha çok vakit ayıran bireyler olsaydık . Hem empati yapabilirdik hem sempatik olabilirDİK. Daha çok sevgi olurdu hayatımızda karşımızdakini önce dinlemeyi öğrenirdik kavga etmeden tartışmayı . İnsan gibi yaşamayı öğrenirDİK. 


" Benden uzɑk olsun ɑrtık bu boş inɑnlɑr, bu eski bedenler, bu eşler ve bu yɑşɑnmış yıllɑr. Kɑrɑyɑ vurmuş bir çɑğdır bu çɑğ!  "
                                                                                                  Arthur Rimbaud 
                     
          
             Bu yüzden isyan etmiyorum size her şeye ve herkese rağmen SANAT diyorum ve  size bir film yazısıyla baş başa bırakıyorum .

1995 yapım olan  Yönetmenliğini Agnieszka Holland 'ın yaptığı , Total Eclipse 'de  Rimbaud 'u çiçeği burnunda Oscarlı oyuncu Leonardo ile Verlaine karakterini canlandıran David Thewlis üstleniyor. Açıkcası ben ilk olarak filmden haberim Leo sayesinde olmuştu daha sonraları izlenilecek listesinde beklemeye almıştım ama  Rimbaud araştırmaları sayesinde tekrardan su yüzüne çıkmayı başardı . Film iki şairin birbirine duyduğunu aşkı anlatıyor evet eş-cinsel bir aşk ve evet günümüz aşklarına taş çıkartacak cinsden şairana bir aşk .. Bu sene Oscar'a aday olan Carol gibi zorlama  bir aşktan söz etmiyoruz   Carol filminde hadi bir eşcinsel filmi yapalım denilerek zorlama ögelerle yapılmış diğerinde ise bir yaşanmışlık var ve tabiki dahası  Rimbaud ve Verlaine şiirleri var elbette Carol ' ile kıyaslamak mümkün değil ama benim demek istediğim olay sadece şiirde değil siz bir film çekiyorsanız eğer  eş-cinsel aşk ile eşcinsel olmayan aşkı bir tutamazsınız. Zira eşcinsel aşk'ta her şey herkesin bildiği aşk gibi ilerlemez. Dış görünüşüne ya da hareketlerine değil  onun içine aşık olursunuz  . Filmini çekerken de Carol 'daki gibi yok Carol 'un sarı saçlarına yok  narin duruşuna o zarif elbiselerine odaklamazsınız kamerayı , kafasına odaklarsınız kafasının içindekilere  öyle popüler kültürdeki gibi kolay değildir yani  Total Eclipse'nin senaristi Christopher Hampton bunun farkına vararak bir senaryo örgüsü yaratmış bunu izlerken fark ediyorsunuz. Leo 'nun henüz oyunculuğun başında olmasının verdiği toyluğuna ve abartısına rağmen , yönetmenin bazı kısımları tam olarak toparlayamamasına rağmen senaryonun kuvvetliliği sayesinde 100 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyorsanız özellikle bohem dünyasını merak ediyor  ilgi duyuyorsanız bu sizin için mükemmel bir başlangıç olabilir. 

Total Eclipse , bize Tutkunun Şairleri olarak çevrilmiş her zamanki saçma çevirilerden biri bence özellikle finalini düşündüğümüzde  Total Eclipse olarak çevrilse çok daha anlamlı olurdu .

Bir de şuna değinmeden edemeyeceğim . Bir şehir efsanesi dolaşıyor yok rimbaud kısa dönem şiir yazmış yok Habeşistana gidince şiir yazmayı bırakmış falan. O işler öyle olmuyor arkadaşlar inanmayın siz ona sanat özellikle de şiir nerede bir güzellik görse insanoğlu , hop orada bitiverir. İstemeden de olsa kafanda belirir kelimeler buna engel olamazsın hele ki Rimbaud gibi derin bir şairse illaki yazdığı yazmasa bile okuduğu zihninde tuttuğı şiirler düşünceler varmıştır ama malesef ki bize ulaşamamış bu tüm edebiyat dünyası için bence bir kayıptır .. 


(Total Eclipse -trailer )



R :  Matildanın Ruhunu sevmiyor musun?
V : Bence ruhu sevmek vücudunu
sevmek kadar önemli değil.
V :Ne de olsa ruh ölümsüzdür.
(öyle mi acabaaa ?? )



R : Ve dünyayı fethetme isteğimin
nereye vardığını gördüm.
V: Peki nereye vardı?
R : Buraya.
R: Evrensel deneyimler arayışım
beni buraya getirdi.
R: Boş ve amaçsız.



R : Geri gel. Paul beni terk etme...
Tanrım sadece şakaydı.




V : Beni terk etme Arthur lütfen .. Vur beni .




Her zaman güneşe doğru yola çıkması
gerektiğinden söz ediyordu.
Güneşi onu iyileştirecekti.



R   : Her zaman mutluyduk.
V   : Her zaman.
R   :Buldum.
V   :Neyi?
R   :Sonsuzluğu...
R   :Deniz'le karışık bir güneşmiş aslında...



4 yorum:

  1. Sanat ve estetik insanlığı kaynaştıracak tek insani eylem. Temelinde inanç ve umut olmalı. Aşk ve fedakarlık olmalı. İnsanlık ideali olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız Elbet bir gün farkedecek insanlar tek çözümün sevmekten geçtiğini umut edelim ki o gün çok geç olmasın ..

      Sil
  2. Bir diğer blogta yazdığım gibi inanç ve sanat bizi insan kılan şeyler ve ne yazık ki bizler ikisinden de uzaklaşıyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin garip yanı uzaklaştığımızın farkında olan azımsanamayacak bir kitle olduğumuz halde hiçbir şey yapamıyor oluşumuz :/

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...