17 Kasım 2016 Perşembe

Bir Pazar Günü Klasiği (2) ; Büyük Buluşma

Buralara pek kişisel bir şey yazmıyorum evet ama geçtiğimiz Hafta sonu benim için çok önemliydi çok önemli bir buluşma yaşadım . Öyle ki hala etkisindeyim.. 

Bütün bir hafta bu haftasonun hayalini kurarak geçirdim cumartesi günü olduğunda artık pazar günün gelmesi için dua ediyordum öylesine sabırsızlanmıştım. Çünkü uzun zamandır buluşmıuyorduk . Pazar sabahı erkenden kalktım kahvaltı ve bir sürü gereksiz ıvır zıvırdan sonra buluşma için hazırlanmaya başladım benim hazırlanmam çok uzun sürmez kısa süre içerisinde hazırdım yola koyuldum . Ve büyük buluşma gerçekleşti ...

O buluşma ki bütün derdi tasayı unutturur insana , ne dert bırakır ne keder insanda , bütün her şeyi bir kenara koyarsınız dünya sizin için bir süreliğine durmuştur ya da sadece sizin için akıyordur yalnızca sizin için .. Öyle güzeldir onunla vakit geçirmek öyle rahatlatır insanı öyle huzur buldurur . Huzur . Şu aralar mutluluktan sonra en az rastlanılan şeylerden biri  ama insan aradıktan sonra niye bulamasın ki , 

Ben buldum. siz de isterseniz bulabilirsiniz  siz de isterseniz buluşabilir o kıymetli dakikalarınızı daha kıymetli bir şey için harcabilirsiniz . 

Peki ama nasıl ? 
Kimle buluşmak gerekiyor ? 
Ben kimle buluştum ? 

Tabikiii DOĞA'YLA .. İnsanın huzur bulabileceği başka bir yer bilmiyorum. Her zaman diyorum dünya'yı insanlardan daha çok seviyorum imkanım olsa dünyayı insanlardan kurtarırdım evet .Her birimizin yıldız tozu olduğunu düşündüğümüzde evrenin bir kesiminden sürülüp buraya geldiğimizi yada burayı işgal ettiğimizi bu güzelim cenneti mahvettiğimizi kabul etmememize imkan yok . Neyse ki doğa öyle bir mucize ki insanoğlu gibi kin gütmüyor  hatta öyle ki siz bir tokat attığınızda diğer tarafını çevirengillerden  bunu suistimal ediyor muyuz evet ediyoruz. Bunu bu gezimde çok ama çok anladım . 

Gezi demişken evet , sonbaharı kucaklamak adına doğayla buluştum pazar günü  kafamdaki bütün o insan saçmalıklarını bir kenara koyup sonbaharın ne kadar cömert olduğunu düşündüm doğanın ne harika olduğunu dünyanın mükemmelliğini her şeyi bi kenara koyup düşündüm bunları hani diyor ya şair 'Ne başta dert, ne gönülde hasret ..' işte  benim için öyle güzel bir pazar günüydü .Her şeye rağmen güzeldi. Herşeye rağmen diyorum sebebini anlatayım.

Benim için doğayla iç içe olmak şehrin ortasında kurulmuş sınırlı bir parkta vakit geçirmek değil  mümkünse dağlara ormanlık alanlara çıkmak yön , iz ,rota hiçbir şey belirlemeden içinden geldiği gibi yürümek demektir. 
Bu yüzden belli bir yere kadar araçla gidip sonrasında tabana kuvvet diye düşüyorduk  öyle de yaptık aracı park ettikten sonra bir süre yürüdük , sonrasında bir av köpeği (?) geldi peşimiz sıra biraz seveyim diye bekledim .. Av köpeklerine de ayrı üzülüyorum insanoğlu kendi katil olduğu yetmezmiş gibi bi de köpekleri alet ediyorlar bu cinayetlere .. Köpeği severken sahipleri çıkageldi ellerinde tüfekleri .. nereye gittikleri hakkında biraz lafladık tabiki beni şaşırtmadılar  hiçbir günahı olmayan hayvanları katletmeye gidiyorlardı dahası sadece onlar değil bir ekip halinde yaban domuzlarını avlayacağız dediler . 

Pek mantıklı gelmedi işin açıkçası ekip falan ne alaka dedim ta kii o ilerideki köşeyi dönene kadar bir yamaç boyu 20 'den fazla kadar genç yaşlı eli silahlı erkek domuz avı için pusuya yatmışlar . Kendileri domuzdan beter . Domuz bu avlamazsan olmaz diyorlar bir de .Ben doğaya verdikleri için orada şükrederken bu insandan bozma yaratıkların savunmasız hayvanlara karşı bu şekilde davranması bütün günümü mahvetmeye yetti üzüldüm. Çok üzüldüm . Sırf zevkine yapılan bu katliamların toplumda normal bir şeymiş gibi karşılanmasına üzüldüm. Bize verilenlere karşılık böylesine nankör davranmamıza üzüldüm. 


(Sixfingerz -Law of Nature)


En çok da bu üzüntüm asla geçmeyecek  olmasına üzüldüm. İnsanoğlu bu  varlığından sonuna kadar hep böyle bencil ve düşüncesiz olacak .. Keşke değiştirebilmek için bir şansımız olsaydı keşke  bu güzelliklere layık olabilseydik 

Yazıyı Doğa'nın bana verdiği sürprizle noktalamak istiyorum. Bu iki papatya'nın benim gibi zamanlama sıkıntısı olsa gerek ki son'bahar ile ilk'baharı karıştırmışlar ya da tam tersi insanoğlu gibi kendisini sınırlarının içerisine hapsetmek yerine olabildiğince özgür kalıp istedikleri vakit açmışlar iyiki de açmışlar sonbaharın tatlı  hüznü ile ilkbaharın heyecanını ve miss kokusunu aynı anda hissetmeme sebep oldup beni bolca mutlu ettiler  buradan papatyalarıma hatta tüm doğaya 

KOCAMAN TEŞEKKÜR EDİYORUM . 








Hayat  sürprizlerle dolu yaşamaya değer ...







12 yorum:

  1. Yazınız çok güzel. İyi bir konuya değinmi=sisiniz. Fakat papatyalar yazıdan da güzel. Çünkü ben de tatlı süprizleri severim. Hele papatya kendi arkadaşını bulmuşken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederimm :) evet bir de öyle bir şey var mevsim ayrılık mevsimi ama papatyamız çok tatlı bir çiftti :)

      Sil
  2. Doğa güzel ama hayat yaşanmaya değer mi bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun da yazım hatası yapmışsın sonundaki bilemiyorum u kaldırırsan düzelecek :))

      Sil
  3. Doğa insanın kendisini en iyi hissettiği yer. Her ne kadar insan doğaya karşı onu yok etmek için amansız bir mücadele verse de. Av işinden ben de hiç hoşlanmıyorum. Zevk olsun diye hayvanları öldürüyorlar.

    YanıtlaSil
  4. Üstelik bir de spor adı altında yapılmıyor mu deli olurum bir aktivite düşünün ki kandan beslensin resmen barbarlık avcılığın yasaklanması gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Doğa gibisi var mı?! Güzel bir yazı olmuş. Aşk itirafı gibi ama doğa hepimizin aşkı değil mi zateeeen :) Papatyalara bayıldım <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikleee ilk ve son aşkımız doğaa :))
      papatyalar bizi hiç yalnız bırakmıyor nasıl sevmez insan <3

      Sil
  6. Çok güzel bir yazı. Tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim , beğendiğine sevindim :)

      Sil
  7. ne güzel yazdın yaaa, papatyalar da sahiden çok güzel, domuz avı hiç görmedim duymadım da, doğada olmak bence de en güzel şey, hatta hep düşünüyorum oksijen çok önemli, altınoluk, didim, datçada filan en çokmuş, osijende yaşamak çok değişik bişi yaaa, hiç temiz hava soluyamıyoz, artık bulutlar bile sahteymiş ya, kimyasal doluymuş bizde. aslında her hafta sonu dağda ormanda denizde olmalı. bir de proust'tan kayıp zamanın izindeyi okumalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen not alıyorumm deep teşekkür ederim :)

      İstanbul'da da var aslında temiz hava alınabilecek yerler ama biz insanlar bence bu konuda yeterli özeni göstermeyip tembellik ediyoruz hafta içi o kadar koşuşturduktan sonra eve kapanıp miskinlik yapmak daha cazip geliyor sanırım halbuki doğaya bir alışsa insan asla kopamaz nasıl kopsun varoluşumuz bir.. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...