4 Ocak 2017 Çarşamba

hayır henüz delirmedim * 2

her sonbahar döker ağaçların yapraklarını tutabilmek önemli değildir yalnız kalan onlarca yaprak değersizdir artık hayatta uzun yaşamak gibidir bu çoğu zaman biri diğeri ardı sıra dökülür ölürken insanlar çevrenizde sizin uzun yaşamanız belki de hiç ölmemeniz bir kitabın farklı sayflarını tekrardan ve sonra tekrardan yaşamak gibidir. Anlamsız gülüşlerin yerini vakitsiz sabahlar alır ve çoğu zaman vakitin anlamı kaybolur gözlerinizde sabah yada akşam fark etmez uyku için her vakit gözünüzü açabilir kapatabilir olmuşsunuzdur yürüyen bir ölü gibi her günün her anın ve hattta her saniyenin birbirinden farklı olması gerekirken ki öyleyken size tıpkısının aynı sı gelir farklı dünyaları keşfetmek ister yeni insanlara yelken açarsınız ama ne mümkün o kutucuktan çıkabilmeniz dahası tasmanızı kendiniz kendi boynunuza takmışsınızdır önünüze meyve dolu tabağı siz koymuşsunuzdur uzak belli bir  mesafede tasmanızın uzunluğundan hemen 2 cm uzağına yetişememek üzere koyulmuştur o tabak bakılıp ağız sulandırıcı lezette sizi başka alemlere götürürken hayat siz o tabağa takılıp kalırsınız belki de bu yüzden zaman akmıyordur sizin için başka yerlerde cevabı aramak saçmadır nede olsa geç kalmışsınıdr her şeye her zaman zaman mı çoktan silmiştin hayatından ama işte alışkanlıklar ölüm de bir alışkanlıktır aslında vakti gelen bilir gideceğini heyhat bilmeyenler de olur aniden ölenler  ölümlerine alışamadığınız ama öldükleri gerçeğiyle yaşamanız gerekenler sizinki yaşamsa onların ölüm oların ki gerçek yaşamsa sizinki ölüm  bir ölümü yaşıyoruz hepimiz ıssız bir adada yapa yalnız bir kitle boyu kaldık insanlar olarak hep birlikte sırası gelene yaşama merhaba demek için ölüyor . tasmasını koparıp önündeki meyve tabağına saldırıyor ant içiyor geri gelmemeye ama kendi tohumlarını ekiyor ölüme  ölüm onları büyütüyor geçen her an ben farklıyım dese de geçmiyor sadece ölüm yaklaşıyor insana bir şey oluyor insanda ve o şey asla değişmiyor küçüklükten bu yana değiştiremediğiniz şeyler diyoruz kısaca kısa olmadığınız bile bile öyle diyoruz bilmediğimiz bilsekte inandığımız doğrular var çünkü öyle olması gerektiğini söylüyor ölüm yoksa gerçek yaşam bir mucize diyor ömür boyu tutsaklık ne mümkün  çekilir dert değil eğiyorsun boyununu ölümün karşısında ne derse kabul ediyorsun sessiz ve usulca bazen sesli ama usul hep kalıyor usul kalmalı bilmezsen bir şeyin usulünü dışlanırsın kalırsın tek yaprak ağacında dalında sallanır durursun sana tek tabanca derler atılacak tek bir mermin yokken hem de .. uyarsın usule usulca uyarsın yaşarsın belki de ölümü beklerken yaşarsın yaşam için her gün yaşam denen ölümü beklersin ve dökme zamanın geldiğinde tek bir yaprak kalmayacasına dökülür düşersin eteklerine hayatın ölüm seni sevdiğin veya sevdiğini sandığın her şeyden koparırken kurtarır aynı zamanda  gerçek hayata merhaba dersin ! 


(Landforge - Enchantress)

5 yorum:

  1. "Ölmek değildir ömrümüzün en feci işi. mümkin budur ki ölmeden önce ölür kişi."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Teşekkür ederim ne hoş bir alıntı oldu severim Yahya Kemali :)

      Sil
  2. Sen böyle virgülsüz, noktasız yazılar yazınca Oğuz Atay'ı hatırlıyorum, bir de boğazıma bişey takılıyor sanki :/
    Nasılsın Maricim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. boğazıma bir şeyler takıldığı zamanların eseri bu yazılar da bir kaç dakika içerisinde durmadan yazdığım yazılar noktalama işareti koymak gerçek hayata dönmek gibi oluyor isteyerek yaptığım bir şey değil aslında :)
      seni sormalı sen nasılsın ?

      Sil
    2. Mesajın adreslere doğru ulaşmış demek ki 👍🙂
      Ne olsun.. Iyilik, hoşluk çabaları 😉

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...