26 Şubat 2017 Pazar

ASMO 5/6/7/8/9

( soft machine- land of the bag snake )

5 ) GEREKSİZ BİR YETEĞİN VAR MI ?

Her şarkıyı  ıslıkla çalabilirim .


6) HASTASI OLDUĞUN BAKKAL ÜRÜNÜ VAR MI ?

Sağlıklı beslenmeden yanayım o açıdan öyle pek hastası olduğum ürün var diyemem ama polo 'yu pek severim








7) EN SAÇMA ZEVKİN 
  
En saçma zevki olarak değil de saçma sapan bir şekilde her şeye meraklı oluşum özellikle dıy etkinliklerinde her şeyi yapabileceğimi sanmam biliyorum elbette her şeyi yapamam ama yine de üretmeden tüketmye alışmıi bu  günümüz insanları arasıda bir şeyler üretmeye çalışıyor olmam bir saçma kalsa da çabalıyorum , ne gibi derseniz

takı çıtası veya dolabı diye atlandırabileceğim bir şey yaptım böylece hiçbir birbiriyle karışmıyoor
şarj kablom ve kulaklığım da çok karışangillerdendi onları da güzel bir dizayn ile hem karışmasını hem daha dayanaklı olmasını hem de renklenmesini sağladım ( çoğunlukla deli mi bu kız niye uğraşıyor bunlarla diyebilrler )
aynı şekilde telefon kılıfıma bir kolaj çalışması yapacağım kalıplarım hazır yapması kaldı şu ara yoğunum
mesela geçen gün masamı kapladım yeni bir masa almak yerine rengini değiştirmek ayrı bir hava kattı
eski tişörtlerimden şal , boyun bağı yaptığım da doğrudur

öyle öyle şeyler işte dışardan 1-2 liraya alabileceğim şeyler için bile uğraşıyorum başkası için saçma geliyor bu ama bir şeyleri üretmenin zevki ayrı bir güzel saçma da olsa zevk benim sefa benim :P  
 

8) EN BÜYÜK ÇILGINLIĞIN 
 
Kendi başıma bir iki defa dağa tırmanmışlığım var yapmamam gerekiyordu biliyordum ama  kendimi tutamadım yola koyuldum onun dışında çokta büyük çılgınlıklarım yok mesela hiç sevdiğimi söylemedim bence büyük bir çılgınlık bu özellikle de tek taraflıysa

9)ÇOCUKKEN EN ÇOK KORKTUĞUN ŞEY 

Toplanın gelin Mariposa nın bilinçaltına bütün bu gece kuşunun sebebini öğreniyorsunuz , kronik uykusuzum arkadaşlarım ben küçüklükten böyleydi ailem pek bunu farkedemediği için diğer küçük çocuklar gbi beni de erken yatırırdı gel zaman git zaman ben de "uyuyamama korkusu" oluştu bana uyumam gerektiği söyleniyordu bu bir gereklilikti ve ben uyuyamıyordum düşünsenize size su içmen gerekli diyorlar siz içemiyorsunuz susuzluktan  korkmaz mısınız öyle bir şeydi işte 


21 Şubat 2017 Salı

ASMO/4


4- Çocukluk Kahramanın kimdir ?

Daha önce  kahramanlık bir soruya yine bir şalanj vasıtasıyla cevap vermiştim  , kahraman deyince hep aklım Sailor moon a gidiyor küçükken uzay merakımla birlikte perçinlenen bu anime karakteerine olan sevgim hiç azalmadı bugün yine bu soruya da aynı cevabı veriorum USAGİ  !

Burada da yazmıştım zaten ;)


(Geceden beri etrafta  beat it  diye diye dolaşıyorum biraz da siz dinleyin. )




20 Şubat 2017 Pazartesi

ASMO / 3


3.     Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?
 Challenge'daki en sevdiğim sorulardan biri bu oldu diyebilirim :) 7 yaş  pantalonuu bir düşünelim ,  6 yaşında okula gitmeye başladığımı düşünürsek 7 yaşında okulda oluyorum ufaklıktan  " para hesabını" kendim yapma sorumluluğuna sahiptim dolayısıyla her ne kadar sevmesem de muhtemelen cebimde bir kaç bozukluk varmıştır .Hatta muhtemelen 25 kuruş olabilir  en yakın arkdaşımla paraları birleştirir 50 kuruşluk laylay alırdık herkes bilmez lay lay 'ı bir tür cips işte çocuk başka ne ister ..
Çöp çıkması da muhtemel muhtemelen sakız çöpü , para sorumluluğunu erken yaşta yükledikleri için ne kadar aileme kızsam da çevreci ve sorumluluk sahibi biri olmaya çalıştığım bu şekilde yetiştirildiğim için ne kadar teşekkür etsem azdır . 





19 Şubat 2017 Pazar

ASMO/2

2) Çocukluk Eğlencen Neydi ?

Çocukken eğlenmek daha kolaydı sanki şimdide de kendi nazarımda eğlenmesini biliyorum ve seviyorum ama eğlenmek ayrı bir aktivite haline geldi çocukken her şey eğlenceliydi bize öyle gelirdi belki şanlıyım mutlu bir çocukluk geçirdim ama en büyük eğlenceme gelirsek ki hala severim ,
BİSİKLETE BİNMEK !
Benim en yakın arkadşaım bisikletti çok severdim , hala daha severim ünv falan bisiklet kulübüne katılmıştım ama artık pek fazla binemiyorum malesef tabiki birinci sebep toplumsal baskı ikincisi bulduğum yerde bisiklet yolunun olmayışı , ben de çok isterdim işe bisiklet ile gelip gitmeyi avrupada bunu yapabiliyorlar çok özenmiştim yaş cinsiyet ayrılmadan herkes yoğun bir şekilde bisiklet kullanıyordu eğlenceden öte  gerçekten ulaşım aracıydı ah o güzel ekolojik günleri görebilecek miyim acaba .. Şimdilik yalnızca eğlece için cevabı olarak burad dursun.

(bicycle thives)

MÜLKSÜZLER / BULANTI / SEBASTİAN KNİGHT'IN GERÇEK YAŞAMI

Kitaplara blogumda pek fazla yer vermediğimin farkındayım ama bu değil ki okumuyorum okumak benim işim ama malesef buraya yazabilecek vakti pek bulamıyorum bulduğum kadarıyla bir kaç hoş alıntı yapmak istedim , iyi ki böyle yazarlar var :)




MÜLKSÜZLER
URSULA K. LE GUİN
METİS YAYINLARI
ÇEV:LEVENT MOLLAMUSTAFAOĞLU
12.BASIM

**Nerede mülkiyet varsa orada hırsızlık

**Bir hırsız yaratmak için, bir sahip yaratın; suç yaratmak istiyorsanız, yasalar koyun.' Toplumsal Organizma."

** Peki. Kilitli odalarda kâğıtlar varsa, odalara girmek için anahtarları olan insanlar da vardır!

** Ama balığı tanımak için yüzmeye, yıldızı bilmek için parlamaya gerek yok...

**Ama hiç bir şey getirmemişti. Elleri bomboştu, her zaman olduğu gibi.


BULANTI
JEAN PAUL SARTRE 
CAN YAYINLARI
ÇEV: SELAHATTİN HİLAV
3. BASIM



**Zaman denilen de bu işte, çırılçıplak zaman, kişinin varlığına usul usul geliyor, bekletiyor kendini, ama bir kez de gelince midesi bulanıyor insanın, çünkü zamanın çoktan var olduğunu anlıyorsunuz

** Kişi yaşarken hiçbir şey gelmez başına. Çevredeki nesneler, görüntüler değişir, insanlar gelir, insanlar gider, insanlar girer, insanlar çıkar, hepsi bu. Hiçbir zaman başlangıç yoktur. Ezgisiz, nedensiz günler günleri izler, bu bitmek tükenmek bilmeyen, tek düze, yayan bir hesaptır.

**Aslına bakarsanız bir andan başka bir ana geçişimin bilincine varamadım Ne var ki birdenbire kökün varoluşunu düşünemez hale geldim. Silinip gitmişti varoluş. Boşuna tekrarlayıp duruyordum: Kök va-roluşuyor, hâlâ burda, kanepenin altında, sağ ayağımın altında diye, ama ne söylesem boşunaydı. Varoluş kişinin uzaktan uzağa kendisini düşünmesine izin vermez. Sizi anîden kuşatması, üstünüzde durması, kımıltısız kocamanbir hayvan gibi bütün ağırlığıyla yüreğinize çökmesi gerekir, bunu yapmadığı takdirde varoluş diye bir şey kalmamıştır ortada.

**Madem hepsi birbirlerine benziyorlar neden bu kadar varoluş vardı?» Hepsi birbirinin aynı olan bu kadar ağaç neye yarardı? Nice varoluş eksiliyordu, sonra inatla yeniden doğuyor, sonra yeniden eksiliyor... sırtının üstüne düşen bir böceğin dönmek için acemice tükettiği çabalar gibi.

** Zaten bu yüzden kızdığım da yok sana; hiç bir şey açıklayamamıştım ki! Kördüğümidüm, kimseye söz edemiyordum bundan, sana bile, özellikle sana söz edemiyordum
Zavallı. Talihsiz adam. İlk kez iyi oynuyor rolünü, ama tiyatro bomboş. Haydi uğurlar olsun.

**Şu an «ben» derken garip bir boşluk var içimde, nedir «ben?» Kendimi eskisi gibi hissedemiyorum, öylesine-unutulmuşum. Gerçek olandan bende kalan tek şey, var olduğunu duyuran bir varoluş

**Gece çöküyor, Printania otelinin birinci katındaki iki pencerenin ışığı yandı. Yeni Istasyon'un şantiyesi alabildiğine ıslak odun kokuyor: yarın yağmur yağar herhalde Bouville'e.


SEBASTİAN KNİGHT'IN GERÇEK YAŞAMI
VLADAMİR NABOKOV
İLETİŞİM YAYINLARI
ÇEV: FATİH ÖZGÜVEN
4.BASIM


**Ülkedeki her insan eğer zorba değilse tutsaktı .İnsan ruhu ve insan ruhuna ilişkin her türlü hak kişinin elinden alındığından , insanı yönetip yönlendirmekte bedensel acıların çektirilmesi yeterli sayılageldi 
zaman zaman devrim denen bir olat olur tutsaklar zorbaların yerini alırdır sonra yine tersi bu hep böyle   giderdi..
Karanlık bir ülke cehennem gibi bir yer beyler.Kesin olarak bildiğim bir şey varsa da o da yaşamım boyunca sürgünlüğümün özgürlüğünü anavatan denen o berbat soytarılığa değişmeyeceğimdir.

**Birdenbire , orada hiçbir neden yokken Sebastian için öylesine üzüldüm ki ona gerçek bir şeyler ,kanatları yüreği bir şey söylemek istedim ne var ki arayıp da bulamadığım o kuşlar ancak çok sonra tek başıma kalıp da artık sözcüklere gerek duymadığımda geldiler birer birer omuzlarıma başıma kondular.

** Sebastian'ın yaşamının anahtar sözcüğü yalnızlık idi kader istediğini sandığı şeyleri bir yoluna çıkarıp yabancılık çekmemesini sağlamaya çalışıkça bu çerçeveye ya da herahngi bir çerçeveye sığma konusundaki yetersizliğini daha iyi fark ediyordu.
**Aşk'ta temelden yanlış bir şeyler olduğu düşüncesinden bir türlü kurtulamıyorum. Dostlar kavga eder birbirlerinden uzaklaşırlar yakın akrabalar da öyle ama aşk'a yapışıp kalan bu yürek sızısı bu duygu yükü bu ölümcüllük yok mu ... dostluk'ta bu lanetlenmiş surat yoktur hiç neden nedir bu aşktaki  şey ? Seni sevmekten vazgeçmedim ama o hayal meyal sevgili yüzünü öpmek artık elimden gelmediği için ayrılmamız gerek , ayrılmak zorundayız. Niye böyledir bu ?Bu ısrarlı kendine özgüllük nedendir ?Kişinin binlerce dostu olabilir ama aşk yoldaşı sadece bir tanedir. Benim söylemek istediğim haremlerle  filan ilgisi yok , dans etmekten söz ediyorum  ,beden eğiiminden değil . Sanır mısın koca bir Türk dört yüzz karısından her birini benim seni sevdiğim kadar sevsin ? Bilir misin , ağzımdan "iki" sözü çıktı mı sevmeye başlamışımdır artık , ardı kesilmez bunun bir tek geçrek sayı vardır ; bir .Ve galiba bu benzersizliğin en güzel imgesi de aşktır. 

(Woman's Hour - To The End )

18 Şubat 2017 Cumartesi

ASMO / 1

Yeni bir challenge 'a özellikle de kişisel bir challenge vakit veya çaba harcayabilir miyim bilmiyorum açıkcası ama challenge deyince de bir yaparım yeaa moduna da kolayca bağlayıveriyorum . Velhasıl buradayım ve Bir kedi bir kalem Apartman Sohbetleri Meydan Okuması başlatmış  davete icap etmek farz deyip çorbada tuzum olsun da demiş olabilirim başladım ilk sorudan , sorular nedir derseniz  yukarıda verdiğim linkte yazıyor ama ben sürekli soruları unutan birisi olarak burada da paylaşmak istiyorum .

1.     Nasıl bir apartmanda büyüdün?

2.     Çocukluk eğlencen neydi?

3.     Yedi yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?

4.     Çocukluk kahramanın kimdir?

5.     Gereksiz bir yeteneğin var mı?

6.     Hastası olduğun bakkal ürünü hangisi?

7.     En saçma zevkin?

8.     En büyük çılgınlığın?

9.     Çocukken en çok korktuğun şey?

10.     En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin?

11.     Karşı cins karşısında en çok utandığın an?

12.      En maskulen/feminen yanın nedir?

13.     Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?

14.     En sevdiğin fiziksel acı?

15.     Almış olduğun en saçma teklif?

16.     Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?

17.     Annenden ve babandan ne öğrendin?

18.     Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?

19.     Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?

20.     Hayat sana ne öğretti?  



1.     Nasıl bir apartmanda büyüdün?

İki apartmanda büyüdüm  ikisi de  sıcak anadolu apartmanıydı şimdi de fena değil selam melam veriyoruz bir sorguya çekiliyorum o yön benim çevremde hiç eksilmedi ama samimi yönü azalmadı dersem haksızlık etmiş olurum eskiden kendi küçük dünyamız vardı öyle ki farketmeden kendi sitemize " bizim mahalle " derdik küçüklüğün verdiği masumiyet mi bilmiyorum ama bizim apartlarımızn olduğu o site  sadece bizim kendi mahallemizdi öyle benimser öyle severdik. 

üçün biri

Masada üç adam biri içiyor diğeri içmiyor öbürü içene bakıyor hani desem ki birine neden diye sorsam diğeri öbürüne sorar aynı soruyu biri cevaplar her zamanki gibi içtiği yetmiyormuş gibi yetmez hiçbir zaman yettiğini sanır insanoğlu her zaman bir fazlasını ister birse iki olmak ister ikiyse üç gözünün önündekini göremez çoğu aman bir dalgadır onu yaşatan hüzün dolu anlamsızlıklar içnde bir ateş topudur masanın başındaki adamların yüreğindeki bir top futbol değil kan topu bir de kan şurubu insanları öldürmek için biliyorsunuz içmedi öbürü diğerine verdi diğeri içmez biri içer ona verdiler o da koydu sıraya içmek için sırası vardı bir piyanonun her bir tuşuna vurulması gibiydi adamlar her birinden farklı sesler  çıkar ama birken bir anlam ifade ederler o masanın etrafında biri  içerken diğeri içmez öbürü onlara bakar  bakar da bir cevap bulamaz çoğu zaman nerde kalmıştır eskiyen yıllar hesap sorulası yıllar biri öbürünün yanına sokulur neden diye sorar  diğeri susar bilse de susar masanaın başnda üç adam yalnızlığına içiyorlar diğeri içmiyor öbürü onlara bakıyor sonra bir rüzgar esiyor masanın örtüsü havada adamlar yerde rüzgar kafa tutuyor yer çekimine adamlar kaderine yalan yanlış melodikadan bir nağme çalıyor çocuk kafalarını kaldırıp bakmıyorlar sadece  öbürü izliyor birini üç adam yalnızlığına içiyor.

üç adam ne olaki bir köşede birleşmiş her şeye derman olan yalnızlıkarlını paylaşıyorlar her biri diğerinni yerini tutmuş ama aslında birlikte olunca tek bir adam yapan insanlar birinin yerini tutmuş tutmuş yerini üç adam vermiş birine yerini  . Yalnızlık kapılarını çalınca önce öbürü açmış kapıyı diğerini çağırmış biri de çıkıp dememiş ki neden geldin buyur etmişler masalarına , içmişler yalnızlık ve biri diğeri içmiyor öbürü içenlere bakıyor.


11 Şubat 2017 Cumartesi

Buğday Tarlasındaki Pirinç

Kendi sessizliğimle yıkıyorum ortalığı
Belki daha az konuşmalı
Olmamalı yakın
Ve hatta
Diktiğim ekinleri  sökmeli
Sleep Dealer - Imminence

8 Şubat 2017 Çarşamba

Kelebek Ton Balığına Karşı

Üç gün önce bir kelebek girdi odaya dünya tatlısı  duvarın bir köşesinde yer buldu kendine , mola verdiğini düşündüm geçerken uğradığını ama üç gün sonra  hala aynı yerindeydi , kelebek güzel kelebek maksimum yaşam ömrü7 gün olan bir kelebek ne diye o azıcık ömrünü boş bir  duvarda geçirmek ister ki dünyada yaşayabileceği onca güzel(?) deneyim varken  ..


    Benden daha güzel bir şey dünyada olamaz dediği için kalkmak istemedi belki  yerinden kendi büyüsünü kendisi bozmak istemedi
     Belki de sadece cesaret edemiyor 7 günlük hayatını  hayatın tehlikeli sularında 3 güne indirmek istemiyordur uzun ve sade bir yaşam korkudan 7 rengin olduğu bir dünyada tek renkle yaşayabilmek . Dünyadaki diğer bütün olup bitenler ilgisini çekmiyorda  olabilir kendini kıyıya vuran balık gibi bir duvar kenarında yok olmayı bekliyordur belki de
Acısı bedenine ağır gelmiş ve ölümü bekliyor da olabilir herkesin kendine göre acısı var bu dünya da kaldırabileceği kadar yük var omuzlarında kimisine bir torba kimisine 30 . 2 tona 30 1 kelebeğe 1toz tanesi bir benek büyüklüğü herkesin kend derdi kendi acısı var bu dünyada

Geçtiğimiz günlerde Norveç kıyılarına bir balina sahile vurmuş sindirim sistemini tıkayan 30 adet naylon ve plastik eşya sonrasında daha fazla acıya katlanamayıp  kıyıya doğru yüzmüş insanlar ne aciz yaratıklarız ölmek bile sorun  bizim için yüzme biliyorsan  kim çıkacak uzaya,bir balık olsan denizin bittiği yer sonun olur bizimse deniz'in başladığı yer yeni yaşamımız.

Her yıl 8 milyon ton plastik denizlere karışıyormuş 8 milyon ton hayalgücüm bunun varlığını zihnimde canlandıramadı deniz canlıların değil canlandırmak yaşıyorlar sayıyorlar mıdır acaba 7 milyon bir, 7 milyon iki ..

Ağladıkları zaman belli olmuyor diye ağlamıyor sanmayın  balıkların onlar da ağlar ama ne kötü ki farkedemez kimse bana sorarsanız onların laneti bu  , belki de ödüldür kim gerçek kim yalan ağlıyor diye sorgulatmaz insana herkes acısını kendi içinde yaşar .

Deniz'lerin sonu yaklaşırken insanoğlu bu ayıp bizim , 

 
  (Balinanın midesinden çıkan plastikler )

Balinayı görmeye hakkımız yok ne kadar büyük ki 2 ton diye düşünmeye de hakkımız yok  utanmak için bunlara ihtiyacımız yok .Bu görsel yeter.

2 Şubat 2017 Perşembe

17'Lik Meydan Okuma 17

17 de 17 !  Olmasını çok istediğin bir şey ? 

Bu yıl içinde olmasını istediğim bir şey var  umarım bu sefer olacak.




onun haricinde ; Barış olsun istiyorum evet. Olabildiğince barış  kişinin kendisiyle arasında , ailesiyle arkadaşıyla komşusu toplumuyla ülkeriyle her alanda barış olsun .

İyi şeyler birdenbire olur.

1 Şubat 2017 Çarşamba

17' Lik Meydan Okuma 16


şubatın 1'i olmuş martın 1'i ya da haziranın ya da ekimin olmasının hiçbir önemi yok değişen bir şey yok değişecekbir şey yok her şey yerli yerinde yeri olmayan köyünde . sanırım böyle değildi bu söz her neyse .

16) Resim çizin 

Ama şimdi olmaz kii ben demiştim ki çizdiğim resimler bana ait sanat benim içindir şimdi sözümü çiğnemiş gibi olacağım ama bir kereden bir şey olmaz diyeceğiz artık, hiçbir eğitim almadım almayı da düşünmedim sanatımı kendim oluşturmak istiyorum , sonuçta rönans dönemi sanatçıları derin bir eğitimden geçmedi değil mi yoksa geçti mi belki de bilmiyorum geçmişlerdir , sanat belki de benim özgür olabildiğim tek alan yalnızım bu alanda belki de o yüzden özgürümdür . yine felsefeye başlamadan resmimi paylaşayım 

huzurlarınızdaa , blogger temamla uyumlu "Rüyalara Özgürlük" isimli çalışmam :) 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...