3 Mayıs 2018 Perşembe

Hakikatı algılayamıyorsun; fakat gerçekte o oradadır



Svetaketu on iki yaşına geldiğinde bir öğretmene gönderilir. Yirmi dört yaşına kadar onunla birlikte çalışır. Bütün Vedaları öğrendikten sonra bütün herşeyi öğrendiği inancıyla ve herkesin kusurlarını bulma iddiasıyla birlikte kendini beğenmiş olarak eve döner.
Babası ona der: “Svateketu, yavrum, sahip olduğun bilgilerle övünen ve herkesi eleştiren sen, sayesinde işitilmeyeni işititebildiğimiz, algılanamayanı algılayabildiğimiz ve bilinmeyeni bilebildiğimiz bilgiyi elde ettin mi?”
Svataketu sorar: “Nedir bu bilgi babacığım?”
Babası cevap verir: “Bir parça kili bilmekle kilden yapılan bütün herşeyi biliriz, aradaki fark sadece isimden ibarettir, gerçek ise hepsinin kil olmasıdır; işte, yavrum, bu herşeyi bilmenin bilgisidir.”
“Fakat benim muhterem hocalarımın bu bilgiden haberleri yok; eğer onu bilselerdi bana da öğretirlerdi. Lütfen efendim, bu bilgiyi bana öğretir misin?”
“Öyle olsun” dedi babası... “Bana nyagradha ağacından bir meyve getir.”
“İşte efendim,”
“Şimdi kır onu.”
“Kırdım efendim.”
“Ne görüyorsun?”
“Birkaç çekirdek, efendim, çok küçükler.”
“Onlardan birini kır.”
“Kırdım efendim”
“Ne görüyorsun?”
“Hiçbir şey...”
“Oğlum” dedi babası “orada göremediğin anlaşılması güç olan özden başka bir şey değildir; işte o koca nyagrodha ağacının varlığı tam bu özde saklıdır. Tanımlanması güç olan özden başka birşey olmayan bunda, var olan herşey kendi nefsine (kendine) sahiptir. Şu Hakikattır, o Zâttır ve sen, Svataketu, sen de Şu’sun.
“Lütfen efendim” dedi çocuk, “dahasını söyleyin ”
“Pekâla oğlum” dedi, babası; “şu tuzu suya dök ve yarın sabah bana gel.”
Çocuk söylenileni yaptı.
Ertesi sabah baba “suya döktüğün tuzu bana getir” dedi oğluna.
Çocuk onu aradı, fakat bulamadı; tabiî ki tuz çözülmüştü.
Baba oğluna “Kabın yüzeyindeki sudan tat bakalım, nasıl? ” dedi.
“Tuzlu.”
“Ortasından tat. Nasıl?”
“Tuzlu.”
“Dibinden tat. Nasıl?”
“Tuzlu.”
Babası “suyu dök ve bana gel” dedi.
Çocuk söylenileni yaptı; fakat tuz kaybolmadı, zira tuz her zaman oradadır.
Sonra babası şöyle dedi: “Burada, aynen vücudunda olduğu gibi, Hakikatı algılayamıyorsun, oğlum; fakat gerçekte o oradadır. Tanımlanması güç olan bu özde var olan herşey kendine sahiptir. Şu Hakikattır, şu Zâttır ve sen Svataketu, sen de Şu’sun.

Chandogya Upanişad’dan


2 yorum:

  1. Ah şu hakikat meselesi... :)
    Ben de beklerim bloguma, sevgiler :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...